Menü GÜNCEL VE  DOĞRU HABERİN ADRESİ; 'KAYSERİ GÜRHABER'
Hüseyin Döngel

Hüseyin Döngel

Tarih: 25.08.2020 22:10

ORTADOĞUDA UNUTULAN OĞUZUN ÇOCUKLARI ,TÜRKMENLER - 3

Facebook Twitter Linked-in

Bu medeniyet kuran milletlerden biri de Türk milletidir. Selçuklu ve Osmanlı medeniyeti olmak üzere iki tanesi de bize aittir. Dolayısıyla Türkler de tarihte medeniyet kurucu bir millet olmuşlar ve Osmanlı medeniyetini de dünyanın üç kıtasına yaymışlardır. Fakat fethettikleri ya da hakimiyet kurdukları bu topraklardan bir süre sonra geri çekilmek zorunda kalmışlardır. Ama geride benim gördüğüm kadarıyla bir kültür ve medeniyet havzası bırakmışlardır. Türk kültürünün, Türk tarihinin okunabileceği, Türk değerlerinin varlığını muhafaza ettiği geniş bir kültür ve medeniyet  havzasıdır bu. Türk milleti geri çekiliş esnasında bu havza içinde birçok soydaşını da bırakarak çekilmiştir. Bugün baktığımızda Hindistan’da 15 milyon Türk olduğunu görüyoruz veya Pakistan’da 5 milyon kadar Türkün varlığından haberdarız. Bugün Ortadoğu’da; Irakta, Suriye’de, Filistinde, Lübnan’da Türk kültürünün varlığının devam ettiren Türkmen kardeşlerimiz vardır.
Bunların adı belki Türkmen’dir, adı belki Kırgız’dır , Avşardır ama neticede Türktür ve OĞUZUN çocuklarıdır. Aslında her biri bizim gönül coğrafyamızın gönül köprüleridir . Bu adacıklar Türkiye’nin etrafa saçılmış , Türk milletinin parçalarıdır, unsurlarıdır. Bu parçaların ana ülkesi olarak Türkiye’nin bu parçalara olan ilgisinin artması, onların dertleriyle hemhal olması gerektiği kanaatindeyim. Tabii ki burada Türk siyasetine, bürokrasisine, Türk aydınlarına , Üniversitelere , yine  bu sahayla ilgili kurulmuş vakıflara, derneklere , basın- yayın organlarına ve kültür teşekküllerine  ciddi bir sorumluluklar düştüğünü düşünüyorum. Mesela Türk Tarih Kurumu sadece Türkiye’deki değil Türkiye dışında da yaşayan Türklerin tarihini araştırmak, onları yaymak, tanıtmak konumundadır. Benzer çalışmaları Türk Dil Kurumu da yapmak durumundadır. 

Bugün Ortadoğu diye nitelendirdiğimiz, bir zamanlar iki Türk devleti, Osmanlı ve Selçuklu devletlerinin parmak izlerini taşıyan bir bölgedir. Türk İmparatorluğu görmüş ve bugün Türkiye’nin tarihi , kültürel ve siyasi hinterlandı olan Ortadoğu coğrafyasında, Oğuz boylarının varlığı ya bilinmemekte veyahut da göz ardı edilmektedir. Hâlbuki Süleyman Şah ki Ertuğrul Gazinin babası ve Osmanlı hanedanlığına adını veren Osman Bey’in dedesi, bugün Suriye topraklarında Fırat nehrinin yakınında metfundur. Şam’da Süleymaniye tekkesi, Halep’te Hüsreviye Külliyesi, Bağdat’ta Muradiye Camisi, Kerbela’da şair Fuzuli’nin mezarı, Kerkük’te Redif Kışlası, Sena’da Türk Şehitliği, Ürdün’de Salad şehrinde Türk askerlerinin şehitlik anıtı, Suudi Arabistan’da İbrahim Paşa Karargahı ve buna benzer binlerce eser ve hatıra bu bölgede yaşayan soyumuzun, medeniyetimizin birer yadigarıdır. 
Neredeyse Türkiye Cumhuriyeti’nin yüzde onu kadar olan bir topluluk hakkında ne biliyoruz? Sanırım bir göz atmamızda ve onları hayırla yâd edip hatırlamamızda yarar vardır. Fahri kâinat Peygamberi Efendimiz der ki, “Dostlukta birbirlerini sevmede müminlerin durumu, bir vücudun azaları gibidir ki, o vücudun bir uzvu hastalandığında geriye kalan uzuvlar da ateş, ısı ve uykusuzluğa düçar olur”. Hadislerinin gösterdiği yol bize her zaman ışık tutmalıdır. Aynı ümmetin aynı soyun  evlatları olan bizler de bundan feyz alarak birbirimizi sevmeli, hiç olmazsa ortak dertlerimizi göz ardı etmemeliyiz. Kardeşlerimizin , dindaşlarımızın yaşadıkları topraklarındaki acılarını azıcık da olsa hafifletecek çalışmaları önemsemenin ötesinde  onların dert ve çileleriyle tasalanmayın kendimize vazife edinmeliyiz. TİKA’nın, Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığı’nın, Kızılay’ımızın ve diğer kuruluşlarımızın bu sahada yaptıklarını takdirle karışlıyor  ve bu uğraşların daha da güçlenerek devam etmesini diliyorum. Çünkü  biz bir milletin fertleriyiz, bunun bilinci içinde hareket etmemiz çok önemlidir. Türkiye dışında yaşayan Oğuz boylarının bulunduğu ülkelere sadakat normaldir hatta zaruridir. Hepimiz bunun şuuru içindeyiz. Türkiye olarak komşu ülkelerle olan sınırlarımızı kutsal ve saygın görüyoruz ancak aradan kaldırmak istediğimiz sınırlar da vardır. Onlar kalplerimiz, duygularımız ve muhabbetimiz arasındaki yapay sınırlardır. Buna inanarak hepimiz bunun sevincini yaşarız. Bu yolun yolcusu olan ve kalpleri kardeşleri için çarpan insanlar olarak  bu çalışmaların bilimsel araştırmalarla zenginleştirilmesini , siyasi ve kültürel ilişkilerin güçlenerek  devam etmesini canı gönülden istiyoruz.Bununla beraber yaşadıkları ülkelerin asli unsuru olan Türkmenlerin çile ve ıstıraplarının dindirilmesi, siyasi , iktisadi , hukuki ve kültürel haklarının verilmesi için ilgili ülkelerle her türlü girişimde bulunulmalıdır


Orjinal Köşe Yazısına Git
— KÖŞE YAZISI SONU —
G-F0G61HQYBB