14-16 Temmuz 1959 Soykırımının Sonuçları
İnsanlık tarihinde benzeri görülmemiş bu kanlı olayların duyulması, bütün Irak’ta şok etkisi yaratmıştır. Irak’ın dışında duyulan bu soykırım haberi, dış basında ve radyolarda geniş biçimde yer almıştır. Şam, Kahire, Beyrut ve Londra'da da duyulan Kerkük Katliamı haberlerine Türk basını da geniş yer vermiştir.
25 Temmuz 1959 tarihinde Türk Dışişleri Bakanlığı, kamuoyuna bir açıklamada bulunmuştur. Açıklamada, Kerkük’te bazı üzücü olayların meydana gelmesi üzerine otuza yakın Irak vatandaşı Türk’ün öldüğü belirtilmiştir. Türk Hükümeti’nin, Bağdat Büyükelçiliği kanalı ile Irak Dışişleri Bakanlığı nezdinde girişimde bulunduğu, Irak Hükümetinin bu tür olayların tekrarlanmayacağı konusunda güvence verdiği duyurulmuştur.
Irak hükümeti tarafından Kerkük Katliamı’nın sorumlusu olarak 260 kişi tutuklanmıştır. Askerî mahkemede yargılanan elebaşlarının 28 tanesi idama mahkûm edilmiş, bir bölümü çeşitli hapis cezalarına çarptırılmıştır. Büyük bölümü ise suçlu oldukları halde serbest bırakılmıştır. Bu durum Kerkük Türklerinde infial yaratmış, Bağdat yönetiminin yerine getirmediği adaleti, meçhul Türk fedaileri 40 kadar katili öldürerek gerçekleştirmiştir. İdama mahkûm olanların cezası ise, 1963 yılında infaz edilebilmiştir.
‘Kerkük Soykırımı’ ile ilgili haber, fotoğraf ve belgelerin Türkiye'ye de ulaşması, aynı şekilde kamuoyunun büyük tepkisine yol açmıştır. Türk kamuoyunun, Kerkük olayları üzerine galeyana gelmesini önlemek için, bu konuda basın toplantıları yapılması önlenmiştir. Türk Hükümetinin 21 Ekim 1959 tarihli Bakanlar Kurulu kararıyla, 14-16 Temmuz 1959 tarihinde Irak’ın Kerkük bölgesinde Türklerin katledilmesi ile ilgili resim, film ve sair dokümanların Türkiye’ye girmesi veya dağıtılması yasaklanmıştır.
Irak Türkleri için yıllar geçtikçe benzeri katliamlar yaşanmıştır. Kerkük katliamından 58 yıl sonra bile, 4 Temmuz 2017’de Telafer’de 200 Iraklı Türk, kadın, çocuk, yaşlı demeden IŞİD tarafından katledilmiştir. Üzülerek ifade etmek gerekir ki, Kerkük Katliamını yaptıran Barzaniler bugün Türkiye’nin stratejik müttefiki konumundadır. Türkiye, tarihten ders almadığı, Türk soydaşlarına ‘sözde değil de özde destek’ vermediği sürece bu tür katliamlar yaşanmaya devam edecektir.
Sovyetler Birliği’nde uzun yıllar eğitim gören Molla Mustafa Barzani, Kremlin’in ve Irak Komünist Partisi’nin desteğiyle Kerkük’ten Süleymaniye şehrine geçer ve burada Kerkük’ün Kürdistan’ın kalbi olduğunu söyler. Bundan ciddi rahatsızlık duyan Türkmenler, şikayetlerini ilgili mercilere iletirler. Kerkük’te bazı üzücü hadiseler olur ve neticede Türkmen asıllı Jandarma Komutanı Albay Hidayet Aslan kalp krizi sonucu vefat eder. Bunun üzerine olaylar büyür ve Türkmenlerle Kürtler arasında meydana gelen ufak tefek hadiseler Türk basınına yansır. Böylece takriben 34 yıl sonra Türk basınında Türkmenlerle ilgili bir habere rastlanır.
Bunun üzerine Türk Dışişleri Bakanlığı Bağdat’taki Elçiliği vasıtasıyla Irak Hükümeti’nden bir açıklama ister; Irak Dışişleri Bakanı Abdulcebbar Cömert de Bağdat Büyükelçimiz Behçet Türkmen’i 8 Kasım 1958 günü kabul ederek, Kerkük olayları hakkında kendisine izahat verir. Türk Dışişleri Bağdat’a bir muhtıra göndererek Irak’ın dikkatini çeker ve olayın Türk-Irak dostluğu çerçevesinde halledilmesini talep eder. General Kasım meselenin önemini idrak ederek Türk Büyükelçisini bizzat kabul eder ve kendisiyle kısa bir görüşme yapar.
TÜRKİYEDE TAHSİL GÖREN GENÇLERİN KERKÜK KATLİMINA OLAN TEPKİLERİ
Türkiye’de tahsil görmekte olan Kerküklü öğrenciler ise dönemin Cumhurbaşkanı Celal Bayar, Meclis Başkanı Refik Koraltan ve Başbakan Adnan Menderes’e Türk basınında da yer alan bir telgraf yollarlar. 13 Kasım 1958 günkü Türk gazetelerinde Irak’tan sınır dışı edilen Nizâmettin Neftçi’nin önemli ifşaatları yer alır. Neftçi, ihtilalin ilk günlerinde bazı Türk düşmanlarının Türkleri yok etmek için sinsi bir faaliyete giriştiğini, Irak’ın en seçkin 400 Türk aydının ismini ihtiva eden bir listenin Komünistler tarafından General Kasım’a verilerek, bunların imhasının istendiğini , fakat Kerkük İkinci Ordu Komutanı General Nâzım Tabakçalı ’nın sayesinde bu soydaşlarımızın hayatının kurtarıldığını söyler.
Kerkük olayları hakkında izahat vermek üzere merkeze çağrılmış olan Bağdat Büyükelçimiz Fuat Bayramoğlu, Fatin Rüştü Zorlu ile üç görüşme yapar. Elçi gerekli talimatı aldıktan sonra Bağdat’a dönerek Türk hükümetinin taleplerini Kasım’a bildirir. Büyükelçi, aynı zamanda Başbakan Adnan Menderes’ten Kasım’a bir mesaj da götürmüştür.
Bu kadar açık emarelere rağmen ne Irak Devleti ne de Türk Hükümeti bir tedbir alır. 14 Temmuz 1959 günü Irak Cumhuriyetinin kuruluşunun ilk yılında Kerkük’te olaylar baş gösterir. Kutlamalar sırasında belirsiz bir kurşun patlaması ile Türkmen kahvelerine saldırı düzenlenir ve Komünist Partisi ile işbirliği içerisinde olan Kürdistan Demokratik Partisi militanları planlı bir şekilde Türkmen mahallelerine saldırarak Türkmenlerin ileri gelenlerini tutuklarlar ve 28 Türkmen’i hunharca katlederler. Türk basınında Katliamla ilgili ilk haber 20 Temmuz 1959 günü “ Hürriyet” ve ” Milliyet” Gazetelerinde yer alır. Ertesi gün hemen bütün Türk gazetelerinde manşet katliamla ilgiliydi. Olay birkaç gün manşette kalmıştır.
Katliam hadisesine bakıldığında anlaşılıyor ki Türkiye; hükümetiyle, basını ve radyosu ile ilk günlerde Kerkük Katliamı’nın tam derinine inememiş ve yakından takip edememiştir. Nitekim haberler hep dış kaynaklardan alınmıştır. İlk günlerden itibaren Suriye, Mısır ve İngiltere’nin Kerkük Katliamı ile daha yakından ilgilendikleri bir gerçektir.
Katliam haberleri Türkiye’ye 19 Temmuz’da gelmeye başlamıştır. İsviçre’den o akşam dönen Dışişleri Bakanı Fâtin Rüştü Zorlu, havaalanından doğruca makamına gitmiş ve Irak’tan gelen resmi haberler üzerinde gece geç saate kadar çalışmıştır. İki gün sonra F. Rüştü Zorlu, Irak’ın Ankara Büyükelçisini kabul ederek kendisinden teminat almıştır.
Kerkük olayları hakkında izahat vermek üzere merkeze çağrılan Bağdat Büyükelçimiz Fuat Bayramoğlu, Fatin Rüştü Zorlu ile görüşür. Büyükelçi,
gerekli talimatı aldıktan sonra Bağdat’a dönerek Türk hükümetinin taleplerini Kasım’a bildirir. Büyükelçi, aynı zamanda Başbakan Adnan Menderes’ten Kasım’a bir mesaj da götürür. 25 Temmuz 1959 günü Türk Dışişleri şu bildiriyi yayınlar:
“ Kerkük’te bazı müessir hadiseler vukua geldiği ve bu arada maateessüf otuza yakın Irak vatandaşı soydaşımızın öldüğü malumdur.
Bağdat Büyükelçimiz vakadan haberdar olur olmaz aldığı talimata imtisalen, Irak Dışişleri Bakanı nezdinde gerekli teşebbüste bulunmuştur.
Ayrıca geçen Cumartesi günü 11.30’da Dışişleri Bakanımız tarafından kabul edilen Irak’ın Ankara Büyükelçisi de aynı şekilde ifadelerde bulunmuş ve teminat vermiştir.
Bu müessif hadise karşısında gereken ciddin teşebbüsleri yapmış bulunan hükümetimiz, Birleşmiş Milletler Anayasası’na mugayir olan ve onun tarafın dan mahkum edilmiş bulunan bu hareketin Irak Hükümeti tarafından ifade edildiği veçhiyle önlenip tekerrürüne mani olunabileceğini istemektedir.”
28 Temmuz 1959 tarihinde General Kasım düzenlediği basın toplantısında Kerkük Katliamı’nı tertipleyenleri şiddetle takbih ederek, bu gibi kimselerin 14 Temmuz günü aynı şeyi Bağdat’ta, Semava’da da yapmak istediklerini bildirmiş, ancak olayların güçlü Irak ordusunun gayretleriyle önlendiğini kaydetmiştir. Kerkük’te Türklere yapılan hareketlerin dünyanın en alçak cinayeti olduğunu, Faşistlerin dahi bu şekilde vahşi hareketlerde bulunmadığını ifade edip, cebinden Kerkük’te hadiseler sırasında çekilen resimleri gazetecilere göstermiştir.
Bu davranış gösteriyor ki, Türkiye tepki gösterince Irak yetkilileri bunu dikkate almak zorunda kalabiliyorlar.