Menü GÜNCEL VE  DOĞRU HABERİN ADRESİ; 'KAYSERİ GÜRHABER'
Hüseyin Döngel

Hüseyin Döngel

Tarih: 14.11.2020 22:56

AHISKA TÜRKLERI'NİN SÜRGÜNÜ

Facebook Twitter Linked-in

Bugün Ahıska Türklerinin Sovyetler tarafından sürgün edilişinin 76. yıldönümü.  Peki Ahıska Türkleri kimlerdir?  Ahıska Türklerinin anavatanı neresidir?  Ahıska Türkleri neden ve ne zaman sürgün edildi? Ahıska Türkleri nerelerde yaşıyor?

Ahıska Türkleri kimdir ve Ahıska neresidir?
Ahıska şu anda Gürcistan sınırları içerisinde olan ve yaklaşık 220 köyden oluşan bir bölge. Samtskhe-Javakheti eyaletinin içerisinde kalıyor. Uzun yıllardır buranın Türk yurdu olduğuna dair iddialar da var. Örneğin, Kıpçakların bu bölgede yaşadıklarına dair bir iddia var ama en yakın bildiğimiz şey 1518’de Osmanlı’nın Çıldır Savaşı ile fethettiği bu bölge bu tarihten sonra Osmanlı sınırlarına dâhil oluyor ve Çıldır Eyaletinin bir sancağı oluyor. 250 yıl Osmanlı idaresinde kalıyor. Ama 1829 Edirne Antlaşması ile savaş tazminatı olarak Ruslara veriliyor. 1829’dan 1918 yılına kadar Rus hâkimiyetinde kalıyor.
Aslında Ahıska Türkleri 1948’deki sürgüne kadar kendilerini “Kafkas Türkleri” olarak tanımlıyor. Sürgünden sonra kendilerini diğer etnik gruplardan daha rahat ayırabilmek için  “Ahıska Türkleri” olarak nitelendirmeye başlıyorlar. Yani, Çıldır Savaşından itibaren Osmanlı’nın bir parçası oluyorlar ama 250 yıl sonra sınırın diğer tarafında kalıyorlar.
Zaten kültürel yapıları ve konuştukları aksan itibariyle de bugün Kars, Ardahan ve Batum civarında yaşayanlarla benzerlik gösteriyorlar. Ayrıca, çoğunlukla Sünni Müslüman olsalar da Gürcü kaynakları onların sonradan Müslümanlaştırılan Gürcüler olduklarını yazıyor. Hatta bu sebepten “Meshet Türkleri” olarak adlandırılıyorlar; ancak Ahıska Türkleri bundan hoşlanmaz ve hiçbir zaman bunu kullanmazlar. Kaldı ki bu insanların sonradan Müslümanlaştırıldıklarına dair bir belge de yok.
Tarihsel süreç içerisinde Batum Antlaşması ile bu bölge tekrar SSCB’ye bırakılıyor. Ahıska Türkleri , 1918’den 1944’e kadar SSCB sınırları içinde büyük zulüm altında yaşamışlar. Bu süreçte kapalı bir toplum olarak kendilerini korumaya çalışsalar da camilerinin  kapatılması, ana dil eğitim yapma haklarının ellerinden alınmasıyla bir takım değişiklikler yaşamış olmaları çok doğaldır.

Sürgün döneminde Ahıska Türkleri Stalin’i neden bu kadar endişelendirdi? 
Stalin Ahıska bölgesinin Türkiye sınırında olmasından dolayı, burada yaşayan Türk topluluğunu güvenilir bulmamış. Ayrıca İkinci Dünya Savaşı'nda her an ülkelerin sınırları değişebilir olduğundan olası bir Türk-Sovyet savaşında bu insanların ihanet edebileceğinden korkmuş ve sürgün emrini vermiş.
Ancak Ahıska Türkleri, Stalin tarafından sürgün edilen ilk topluluk değil. Bu dönemde 13 farklı etnik grup, topraklarını vermeyen zengin köylüler ve çalışma kamplarına gönderilen insanlar gibi birçok insan sürgüne gönderilmiştir. 

Ahıska'da yaşayan 86 bin Türk ve Müslüman da birkaç saat içinde, yanlarına eşyalarını almalarına dahi  izin verilmeden yük vagonlarına bindirildi. Vagonlara üst üste bindirilen Ahıskalıların zorunlu yolculuğu bir aydan fazla sürdü. Zorunlu yolculukta yaklaşık 17 - 20 bin Ahıskalı Türk, açlık, soğuk ve hastalık nedenleriyle hayatını kaybetti. Hayatta kalan Ahıskalılar, Kazakistan, Kırgızistan ve Özbekistan sınırları içinde bırakıldı.
Sovyet yönetimi, bu ülkelerde kurduğu çalışma kamplarında kadın, yaşlı, çocuk ayrımı yapmadan Ahıskalıları en ağır işlerde çalıştırdı.
Ahıskalı Türklerinin şehirlere yerleşmeleri yasaklandı. Bulundukları yerlerden izin almadan ayrılmama kuralı konuldu, kuralı ihlal eden Ahıskalılar, yakınlarıyla birlikte Sibirya'ya 25 yıllık sürgüne gönderilerek cezalandırıldı. Açlık, salgın ve bulaşıcı hastalıklar nedeniyle 30 bin Ahıskalı daha Orta Asya'nın çeşitli bölgelerinde hayatını kaybetti.

Ahıska Türkleri, 1989’da Özbekistan’da Fergana Olayları neticesinde tekrar Rusya’nın farklı bölgelerine sürgün edildiler.
Aslında baktığımızda tarihinde iki sürgün yaşamış bir topluluk; hatta üç sürgün bile diyebiliriz. Çünkü daha sonra Türkiye ve ABD’ye de gitmeye başlamışlar. 

Ahıska Türklerine gittikleri ülkeler onların etnik kimliklerine yeni şeyler katmış. Mesela Özbekistan’da yaşayanlar Özbek pilavını benimsemişler; dillerine Özbekçe kelimeler katmışlar. Rusya’nın bir başka bölgesinde yaşayanlar Rusçanın SSCB’nin ana dili olmasından ötürü Rusça kelimelerden aktarım yapmışlar ve Rus kültüründen de bir şeyler almışlar. Hatta Ruslarla evlenen Ahıska Türkleri olmuş. Çok sınırlı sayıda da olsa bunun olduğu görülüyor.
Ahıska Türkleri baktığınızda kendi içinde kapalı bir grup.  Birçoğumuzun da haklarında Bilgi sahibi olmadığımız bir topluluk. Nereye giderlerse gitsinler her daim beraber yaşamayı seven bir topluluk. O yüzden de kendi kültürel unsurlarını çok iyi koruyabilmişler.

Peki, bu sürgün nasıl başladı? 
Lenin’den sonra göreve gelen Stalin bugün herkes tarafından bir diktatör olarak kabul ediliyor. Stalin ve ekibi Birinci Dünya Savaşı ve İkinci Dünya Savaşı’nda SSCB’nin Almanlarla karşı karşıya gelmesinden ötürü her daim korku içinde olmuşlar. 
Bunun yanı sıra, genişleme politikasını da göz önüne alınca Stalin, Türkiye sınırındaki Ahıska Türklerinin güvenilir olmadığını düşünüyor ve bu sebepten böyle bir sürgün talimatı veriyor. Yani, Türkiye ile her an bir çatışma durumu olabileceği için Stalin kendini sağlama almak istemiş o dönemde. Ayrıca Lenin döneminde self-determinasyon hakkı verildiğinden Ahıska Türkleri de bu haktan yararlanmak istemişler ve Türkiye’ye katılma isteklerini belirtmişler. Stalin ve ekibi bu hususu onların Türkiye’nin bir parçası olmak istediklerinin ifadesi olarak görüyor. 
Bugün de bilindiği gibi bu bölgedeki petrol boru hatlarını Stalin herhalde önceden sezmiş ki böyle bir önlem (!) almış. Yani bölgenin jeo-politik önemi de var. Ayrıca, Ermenistan faktörünü de göz önüne getirince bölgede bir Türk varlığının daha fazla sorun yaratabileceğini de düşünmüşler ve bu sebepten Orta Asya’nın iç kısımlarına sürülmüşler.
Ayrıca, Ahıska Türklerinin farklı amaçlar dâhilinde kullanıldıklarına dair bilgiler de var. Örneğin, Orta Asya’daki çalışma kampları ve verimsiz arazilerde duyulan iş gücü açığının onlarla kapatılmak istendiği gibi bir iddia var; ama elimizde bununla ilgili kesin bir bilgi yok. Ancak temel kaygı belirttiğim gibi Türkiye sınırında bir Türk grubun olması Sovyet liderlerine güven vermediği için ve Karadeniz çevresini Türklerden temizlemek amacıyla böyle bir sürgün gerçekleşti.
Belirtmem gereken bir diğer husus ise Ahıskalı Türkler sürgün edilirken onlara bu bölgenin Almanlar tarafından işgal edileceği ve bu sebepten onları koruma amacıyla bölgeden ayrılmalarına karar verildiği bileğisin verildi. Oysa bu Bilgi kocaman bir yalandı. Onlar da buna inanıyorlar ve hatta kısa süre sonra döneceksiniz denildiği için yanlarına çok az şey alarak bir gecede sürgün ediliyorlar. Yani, bir gece yarısı birileri geliyor ve “İki saat içerisinde hazırlanın; çünkü Almanlar bu bölgeyi istila edecek” diyor. Hal böyle iken insanlar o telaş içerisinde yanlarına çok az şey alarak bulundukları bölgeden ayrılıyorlar.
Yola çıkarken de nereye gideceğinizi bilmiyorsunuz, ne olacağını bilmiyorsunuz. Tam bir muamma... Sürgün yolculuğu ise başlı başına bir problem. İnsani olmayan şartlarda, hayvan vagonlarında, kış zamanı sürgün ediliyorlar. Doğum yapan kadınlar, yaşlılar, soğuktan ölenler...
Gerçek sayının 16- 20 bin arası olduğu tahmin ediliyor. Aslında J. Otto Pohl diye bir araştırmacı var ve kendisi Stalin’in bu 13 farklı etnik unsura yapmış olduğu sürgünün tamamen bir “soykırım” olduğunu söylüyor. Çünkü bunun kasıtlı bir şey olduğu tespitini yapıyor. Bu açıdan iki ay süren uzun ve yorucu yolculuk ile Özbekistan’a, Kazakistan’a ve Kırgızistan’a dağıtılıyorlar. Haliyle bu zaman diliminde ölenler de oluyor. 
Dünyanın birçok yerine dağılmış olan bu topluluk bugün ulus-ötesi bir topluluk olarak adlandırılıyor. 

TOPRAKLARINA DÖNMEYİ BEKLİYORLAR
Bugün Ahıska bölgesinde yaklaşık 20 bin kişi yaşasa da, bunların çok küçük bir bölümü Türklerden oluşuyor. Ahıskalı Türklerin çok büyük bir bölümü zorunlu sürgün edildikleri yerlerde veya daha sonra göçtükleri ülkelerde yaşamlarını sürdürüyor.
Uluslararası kuruluşların raporlarına ve çeşitli kaynaklara göre, bugün 600 bin  civarında Ahıska Türkü vatanlarından uzakta yaşıyor. Ahıskalı Türklerin en çok yaşadıkları ülkelerin başında Türkiye, Kazakistan, Azerbaycan, Rusya, Özbekistan, Kırgızistan, Ukrayna ve ABD geliyor.

KANUNA RAĞMEN SOMUT ADIM ATILMADI
Sovyetler Birliği'nin dağılmasıyla gündeme gelen Ahıskalı Türklerinin topraklarına dönme konusunda ise yıllara rağmen bir çözüme ulaşılamadı. 
Gürcistan, sürgün edilenlerin topraklarına dönmesiyle Ahıska’nın da içinde bulunduğu Cavaheti bölgesinin çoğunluğunu oluşturan Ermenilerle, Abhazya ve Güney Osetya’da olduğu gibi bir etnik sorun yaşamak istemese de Ahıska’nın gerçek sahipleri anavatanlarına dönecekleri günü bekliyor.

Tabii insanlar Ahıska Türkü deyince hemen Alaskalı Türkler diye bir zihni karışıklık yaşıyorlar. Ahıska Türkleri bu durumdan mustaripler; çünkü Ahıskalı Türk olmak, Bursalı Türk olmakla ya da İzmirli Türk olmakla aynı şey. Yani, Ahıska bugün bu insanların daha önce yaşadıkları bölgesinin adı

Yapılanları ve Ahıska Türklerinin durumunu unutmadık , unutturmayacağız. Unutmak ve kayıtsız kalmak vefasızlıktır.


Orjinal Köşe Yazısına Git
— KÖŞE YAZISI SONU —
G-F0G61HQYBB