Hüseyin Döngel


ÂTİNİN TEMSİLCİSİ İDEAL TÜRK GENÇLİĞİ- 8

“İmani ve ahlaki nitelikleri zaafa uğramış bir gençlik, parlak bir hayatın sahibi olamaz. “


GENÇLİK İMANLI VE AHLAKLI OLMALIDIR.
Âtinin temsilcisi olacak nesillerin temsil kabiliyetlerini kuvvetlendirecek önemli hususiyetlerden biri de İmani ve ahlaki değerleridir. Milletçe  hepimizin , inanç ve ahlaki değerlerine sımsıkı ve dosdoğru bağlanmış , bağlanmakla da kalmayıp bireysel ve toplumsal hayatlarında ve tuttukları her işte fikri ve fiili uygulamalarının anayasası olarak gören nesiller yetiştirmek boynumuzun borcudur.  Zira “İmani ve ahlaki nitelikleri zaafa uğramış bir gençlik, parlak bir hayatın sahibi olamaz. “

Sahip olduğumuz en büyük manevi değerimiz yüce dinimiz islamiyettir. İslam, ruhuna uygun , doğru bir şekilde öğrenilir ve yaşanırsa bizim için ilham kaynağı ve itici güç olmuştur, olacaktır. Çünkü yüce peygamberimiz: “beşikten mezara ilim öğreniniz.” , “ilim ve ahlak iki tükenmez hazinedir” buyurarak okumayı , öğrenmeyi ve güzel ahlak sahibi olmayı öğütlemektedir.

Milli irfanımızla  imani hükümlere yaslanan  ahlaki erdemler, insanların iyilikleri yapıp kötülüklerden sakınmalarına yönelik değerler manzumesidir.

Ahlak, insanın kendisi dahil, varlıkla ve insanlarla ilişkilerinde nasıl davranması ya da davranmaması gerektiğini belirleyen güzel huy ve davranışlar  bütünüdür. Ahlaki erdemler bir yandan bireylerin “ şahsiyet/karakter” oluşumunun mayalanmasına katkı sağlarken diğer yandan toplumsal yapıların tesisine yardımcı olur. Her gencin  İslami ve insanî değerlerden yeterince pay almış bir “benlik” geliştirmek zorunda olduğu sosyolojik bir gerçektir. Şahsiyetin gelişmesi, iyi ortamlarda gerçekleşir. Bu yüzden kişinin iyi olan şeylerle ilişkisi, şahsiyetinin gelişiminde fayda sağlar. İnsan şahsiyetini geliştirmek ve olgunlaştırmak için iyiliklere yönelmeli, kötülüklerden uzak durmalıdır. Ahlaki değerler bir toplumda ne derecede kök salar, benimsenir ve gelişirse, o toplumda o derecede ahlâklı ve karakterli insan yetişir. 
Nasıl ki bir binayı kolonlar ayakta tutarsa bireyleri ve toplumları da imani ve ahlaki değerleri ayakta tutar. Hz. Peygamberimiz(sav) ‘in :” Ben güzel ahlakı tamamlamak üzere gönderildim.” diye buyurduğu gibi , güzel ahlak toplumu insan olmanın en yüksek mertebesine taşır. Dinin aslolan gayesi insanları güzel ahlaka eriştirmektir. Birey ve toplumların yaşadığı dini hayat arzu edilen ahlaki erdemleri yakalayamamışsa yaşanılan dini hayat sorgulanmalıdır. Çünkü yaşanan gerçek dini hayat insanları güzel  ahlaka kavuşturur.   

insanlara ve toplumlara erdemli ve şerefli yaşamayı , huzuru,  mutluluğu , adaleti, hakkaniyeti, saygıyı , hürmeti bahşeden eden manevi ve ahlaki değerler, bireylerin ilişkilerini ve toplumların sosyal yapılarını tanzim eder, düzenler.
Nesillerin   ahlaki değerlerden yoksun yetişmesi, toplumsal dengelerin sarsılmasına, cemiyet dokusunun çözülmesine neden olmaktadır. Oysaki her türlü ahlaki ilkeler ; iş ve meslek ahlaki , genel ahlak ilkeleri toplumu diri tutacak ve toplumun muhafazasını sağlayacak temel dinamiklerdir.  Adaletsizlik , haksızlık, sevgisizlik , saygısızlık, iffetsizlik ve izzetsizlik , rüşvet, kayırmacılık, irtikap , nüfuz ticareti , yalancılık, riyakarlık , hakka tecavüz ,her türlü sapıklık ve sapkınlık dini ve ahlaki yozlaşmanın  bazı işaretleridir.           

Meslek ahlakı, adil pratiği savunmaya yarar. Mesela  avukatlar ve yargıçlar işini iyi yaparsa bir hukuk devletini yıkmak zorlaşır. Yine vazifesini doğru dürüst yapan  ebeveynlerin ve eğitimcilerin terbiye ettiği nesiller sayesinde toplum sarsılmaz, savrulmaz. Bu diğer kurumlar için de geçerli. Kurumlar insanlar sayesinde vardır. Meslek ahlakı, muktedirin sizden yapmanızı talep ettiği yanlış işleri niye yapamayacağınızı gerekçelendirmeye yarar. Dolayısıyla ahlak bireyin ve toplumun omurgasıdır. Zira ahlak çökünce , her şey çöküyor. Adalet de   din de insanlık da çöküyor. 
 Söylediklerini yaptıklarıyla güzelleştiren , vefalı , hoşgörülü ,  insanı insan olduğu için seven, dürüst, namuslu , Allahtan korkan ve kuldan utanan , hakkı , hakkı olduğu için hak sahibine  teslim eden bir gençlik Türk milletinin parlak mazisini gelecek asırlara taşıyacaktır. 

Nesillerimiz, fertlerin ve milletlerin özünü çürüten meziyetsizliklerden uzak tutulmalıdır.
Gençlerimiz,  başta hak ve adalet olmak üzere , yüce dinimiz İslamın emirleri  ve bütün güzellikleri içinde toplayan ahlaki erdemler hususunda duyarlı olmalıdır. Şahsi  menfaat peşinde koşmayan, iman ettiği hükümlerin emrettiği gibi ,doğru bildiğini ne pahasına olursa olsun söyleyen, haksızlık karşısında susmayan bir ruh yapısına sahip olmalı ki dürüstlük ve hakkaniyet  ölmesin, adalet yok olmasın ve millet yaşasın.