Hüseyin Döngel


ÂTİNİN TEMSİLCİSİ İDEAL TÜRK GENÇLİĞİ- 5

“ Bilginin gücüne inanıyorum , kültürün gücüne de inanıyorum ; ama eğitimin gücüne daha çok inanıyorum. Zira eğitim, gerçeklerin öğretilmesi değil, düşünmek için aklın terbiye edilmesidir.”


Türk milletinin parlak geleceğini inşa edecek ideal nesil ; bilen, yapan, araştıran sorgulayan, hür düşünceli ,  meseleleri kavrayışta keskin zekalı , hadiseleri değerlendirirken milli irfan , inanç ve iman penceresinden değerlendirme kabiliyetine erişmiş, köklerini mazisinde geleceğini âtide arayan, aksiyoner özellikleriyle öne çakmalıdır/ çıkarılmalıdır. Gençlik ,yabancılaşmadan  çağdaşlaşmalı , ruh köklerinden kopmadan çağa ulaşmalıdır. Sloganlarla düşünmeyen, fakat ilim zihniyetine , irfan anlayışına sahip, yeni bilgiler  üreten , teknolojiye hakim bir gençlik...Kısaca Mevlana’nın tabiriyle “Bir ayağı kendi milli köklerinde, diğer ayağı çağdaş dünyada bir pergel misali dönen bir gençlik” Veya “ Bir elinde Kuran, bir elinde bilgisayar olan bir gençlik. 
Gençliğin yetiştirilmesinde; eğitim , bilim, ilim, irfan, sanat , spor gibi hayatımızı kuşatan birçok alanda zihinsel ve  kültürel temellerin şekillenmesinde çok büyük tesiri olan yazılı-görsel medya ve tüm bilişim imkanları bu çalışmalara dahil edilmelidir. 

İstisnalar hariç, büyük edebiyatçımız, şaheser üretebilecek mimarımız, cihana ışık tutacak bilim adamımız, ekol haline gelebilecek kültür adamımız yetişmiyorsa içimizden büyük idealistler ve düşünürler çıkmıyorsa bunun sebebi, Bilge kaan’nın, Sultan Alparslan’ ın , Fatih’in , Yavuz’un , Mimar Sinan’ın, İbni Sina’nın, Kaşgarlı Mahmut’un,  Yunus’un torunlarının yeteneklerini kaybetmiş olmaları değildir. Bunun sebebini onların istidat ve kabiliyetlerini inkişaf ettirmekten , yetenek ve potansiyellerini  değerlendirmekten  yoksun kalan , hür ve bağımsız olmayan eğitim ve yönetim politikalarında aramak gerekir. Şahsiyet bozukluklarının , kültür çatışmalarının  temel sebebi de burada yatmaktadır. Bugün yaşadığımız pek çok sorunun kaynağını teşkil eden eğitim sistemimiz , çağın ihtiyaçlarına , icaplarına göre yeniden düzenlenmelidir. Gençliğimizin  ilgi, istidat  ve analitik düşünme kabiliyetlerini merkeze koyan ; aklı , bilimi önceleyen , Türk milletinin değerlerini ve kültür havzasını referans alan , tarihî coğrafyasını da kucaklayan  bir anlayış, şuur ve idrakle  yeniden yazılmalıdır.

Aile okulu, okul sokağı, televizyon ise hepsini reddeder manada programlar üretiyorsa, böyle bir ortamda yetişen insanların davranışlarında bozukluk olması ve ruhlarında fırtınalar kopması normaldir. Gençlerimizin neye inanacağını, nereye yöneleceğini bilemez hale gelmesi yadırganacak bir durum olmasa gerek. 
Güçlü ideallerin doğduğu, büyük imanların teşekkül ettiği yükseliş zamanlarında nesillerin birlik ve beraberlik ruhunun hâkim olduğu çevrede yetişmesi  , ideal bir kimlik kazanıp şahsiyetlerini bulması büyük bir avantaj olmuştur.
Bu ideallerin ölmeye, bu imanın yıkılmaya başladığı çöküş dönemlerinde ise içinde bulununan çevre, fertleri bir taraftan ölmüş geleneklere , diğer yandan ferdî ihtiraslara doğru sürükler. Şahsiyetsiz fertler, bu sürüklemeyi kolayca kabul ederler. 

Bilginin günümüzde en büyük silah olması çoktan fark edilmiş bir gerçektir, artık asıl mesele bilgiye ulaşmak ve onu elde ettikten sonra işleyebilmektedir.

Türk gençliğinin bir diğer vazifesi de, içerisinde bulunduğumuz bilgi ve teknoloji çağında, bilgi ve teknoloji toplumuna geçebilmek için çalışmalarda bulunmaktır.. Eğer Türkiye bilgi ve teknoloji toplumuna geçemezse, milli ülküsünü gerçekleştiremeyeceği gibi ya devlerin çekişmesinde ayak altında kalacak, ya da bir “medeniyet proleteryası- ırgatı” olarak tarihin derinliklerine gömülecektir.
Türk milletinin hem kendi istikbali  hem Türk - İslam coğrafyası üzerinde  söz sahibi olacak milletler arasında sarsılmaz bir yer edinebilmesi  için, bilim ve teknoloji merdivenlerini hazla tırmanan bir nesle ihtiyacı vardır. 

Geleceğimizi kitapla, kitap şuuruyla kuracağız. Büyük mütefekkirimiz Cemil MERİÇ bakın ne güzel söylemiş: “Her toplum bir kitaba dayanır; Ramayana, İncil, Neşideler neşidesi, KUR’AN … Senin kitabın hangisi?”

Fransız düşünürün Volteire’in söylediği de ne kadar doğrudur: “Yabani milletlerin dışında her ülke, kitaplar tarafından yönetilir.” Anlaşılacağı üzere “Gençlerini kitapla beslemeyen milletlerin sonu hüsrandır. “

Gençlik, milletlerin gücüdür ve yarınlarıdır. Bu durum, özellikle bizim gibi nüfusunun büyük bir bölümü genç ve dinamik olan bir ülke açısından çok daha farklı bir boyut taşımaktadır. Gençlerimizin yarınların sorumluluğunu üstlenebilecek ve karşılarına çıkabilecek her sorunun üstesinden gelebilecek ölçüde nitelikli, bilgili ve ideal sahibi insanlar olarak yetişmeleri hususunda gençliğin eğitimi , yapılandırılması , sevk ve idaresi için çok hassas planlamalar yapılması şarttır. Hatta   ve hatta bu kadar genç bir nüfusa  sahip Türkiye’mizin gençliğimizin bugününü ve yarınını planlayacak , bu alanda yetişmiş özel kadrolarla donatılmış bir ‘ Gençlik Bakanlığı’ olmalıdır.
Gençlerimizin her türlü çatışma ve hoşgörüsüzlüğe karşı çok uyanık olmaları ve kendilerini istismar ettirecek; hem kendilerini hem teminatı oldukları ülke geleceğini tehlikeye atacak davranışlar içerisinde bulunmamaları gerekir. Türklük gurur ve şuuru ile dolu, ahlâklı ve erdemli, manevî ve kültürel değerlerimizi sahiplenen, ülkesine ve ailesine karşı sorumluluklarının farkında olan; Türkiye’yi çağdaş uygarlık düzeyine ulaştıracak bilgi, beceri ve donanımıyla, fikri hür, vicdanı hür, insan sevgisine sahip gençliğimizin üstesinden gelemeyeceği hiçbir zorluk ve engel yoktur. Türkiye’mizin ve insanlarımızın layık oldukları mutlu, müreffeh ve güçlü bir ülkeye kavuşmamız da üzerine yatırım yapacağımız gençliğimizle olacaktır. Unutulmamalıdır ki milletçe yarınlardaki  seviye ve kalitemiz, gençliğimize yaptığımız yatırımların ve onlar için harcadığımız emeğin  kalitesiyle doğru orantılı olacaktır.