“OSMANLIDAN GÜNÜMÜZE TÜRK- ERMENİ MESELESİ “ADLI ESER ÜZERİNE (İbrahim POLAT)
Bir dönem Türkiye’sinde Türk aydınlarının verim bakımından fakir olmalarından yakınılır, onlardan daha çok eser beklenirdi. Ama ortaya konan her eserin yayın dünyasında bir kıymeti harbiyesi ve okur üzerinde de özgül bir ağırlığı olurdu. Özgünlükleri , ele aldıkları konuları , yazarın konuyu kavrayışı ve üsluplarıyla birer şah eserdi pek çoğu. Son yıllarda takibini bile yapamacağımız kadar sayısız eser çıkıyor piyasaya ; ama birçoğu içerikleri bakımından , adlarının altını dolduramayacak kadar sığ ve düzeysiz oldukları için kitaplıklarımızda yer bulamıyor. Okur dünyasının ilgisini çeken ve beğenisini kazanan nitelikli eserler de yayımlanmakla birlikte , pek çok eser kitapseverlere fikri , ruhi ve kültürel açıdan bir şeyler katacak veya ele aldığı konuyla ilgili , okurların ufkunu zenginleştirecek , kitabı okurken okuyucuda ‘ bu bilgileri , bu yorumu veya şu tespiti ilk kez ediniyorum’ hazzını ve sevincini yaşatacak düzeyde ve seviyede değil.
Değerli kitapseverler;
Tarihi ve güncel bir konuyu işleyen , 2020 yılının en seçkin eserlerinden birisi Elips yayınlarından çıktı .
İBRAHİM POLAT ‘ın kaleme aldığı, “OSMANLIDAN GÜNÜMÜZE TÜRK ERMENİ İLİŞKİLERİ” adlı bu eser tam da o 1930’lu , 1940’lı , 50li , 60’lı yıllarda yazılan okuyucuyu doyuran , okurseverlik aşkını arttıran , okuyucunun dimağını süsleyen ve okuyucuda tatlı bir tortu bırakan nitelikte bir eser.
Osmanlı Türk Devletinde “ millet-i sadıka” ünvanınıyla taltif edilen Ermeniler , Osmanlı Türk Devletinin siyasi gücünün zayıflamasıyla Türk milletinin ezeli ve ebedi düşmanlarının saldırıya geçmesiyle “sadıklık” ünvanını terk ederek tarihin derinliklerinden bir volkan patlarcasına açığa çıkardıkları kin ve düşmanlık his ve fiilleriyle aniden saf değiştirmişler, başta Rusya ve Fransa olmak üzere diğer emperyal devletlerin emir erliğine soyunarak asırlarca huzur ve güven içinde yaşamlarını sürmelerinin teminatı olan Türk milletine büyük zararlar vermişlerdir.
“Hiç katrandan olur mu şeker
Gün gelir her şey aslına çeker.”
kabilinden bir tutum sergilemişlerdir.
Uzak ve yakın tarihte olduğu gibi günümüzde de dostsa dostça düşmansa da düşmanca bir duruş ve tavır sergilemeyen Ermeni toplumu en fazla hunharlığı, barbarlığı , insafsızlığı ve vefasızlığı biz Müslüman Türklere yapmışlar ve göstermişlerdir. Tarihte hiçbir milletten görmedikleri salahiyeti , hoşgörü ve himayeyi Türklerden görmelerine rağmen günümüzde dahi Ermeni devleti ve diasporası, Türkiye Cumhuriyetinin ve Türk milletinin başını ağrıtmaya devam ediyor. Bilinen Ermeni varlığından bu yana yazarın ve tarihin söylediği gibi futbol topu gibi sürekli ayak değiştiren Ermeniler , onurlu bir yaşam ve tutum sergilemek yerine himayesi altında oldukları devletlerde hep huzursuzluklar çıkarmışlar , kargaşaya sebep olmuşlar , sadakatsizlik ve güvensizlik timsali olmuşlar , sıkıştıklarında da gücün gölgesine sığınmışlardır. Kılıcın kınını başlarında hissetmedikleri ilk anda da ‘ yeis imanınca ‘ verdikleri sözlerden cayıp şeytani düşüncelerini ve hasmıhane niyetlerini icraya geçmişlerdir. 19.yy’dan itibaren de küresel emperyalist devlerin payandası ve maşası , taşeronu vazifesini üstlenen Ermeniler ve diasporası hala uluslararası arenada uydurdukları tez ve yalanlarıyla emperyal güçlerin oyuncağı olmaya devam etmektedirler. Dahası tarihi hakikatler üzerinde akıllarınca oynayarak tarihin seyrini değiştireceklerini zannetmektedirler.
Böylesi akl -ı evvel bir toplumun ve onun diasporasının tarihi hakikatlerden uzak yalan ve iftiralarıyla dolu tezlerini , yürüttükleri lobi faaliyetleriyle Batılı devletleri yanlarına alıp arkalayarak , uluslararası arenada hukuken olmasa bile siyaseten Türkiye’yi sıkıştırmaları karşısında malesef tarafımızdan yok denecek kadar Türk- Ermeni ilişkileri hakkında ya da ortaya attıkları safsata tezleri çürütecek karşı tezler kaleme alınmamıştır. Oysaki Ermeniler tarafından veya satın aldıkları kalemşörlerce konuya ilişkin yüzlerce kitap yazılmıştır.
Bugüne kadar okuduğum Türk- Ermeni ilişkileri üzerine yazılan en hacimli ve teferruatlı eserlerden birisi olan “ Cumhuriyetin 100. Yılına Doğru, Osmanlıdan Günümüze Türk - Ermeni ilişkileri “ adlı eseri ; konuya ilgi duyanlara, tarih meraklılarına ve bilhassa Türk gençlerine hararetle tavsiye ediyorum. Yazar eserinde , konuyu objektif , belgelere dayandırarak kucaklayıcı ve kuşatıcı bir anlayışla ele alarak vatansever bir edayla konuyu işlemiş ; fakat kişisel yorum ve hamasetten kaçınarak Türk- Ermeni ilişkilerinin dününü ve bugününü nesnel bir gözle ortaya koymuş. Türk- Ermeni meselesine ilgi duyan, bilgi sahibi olmak isteyen ve konuyla ilgili merak sahibi olan bir okurun sadece bu eseri okumakla dahi konuya vâkıf alabileceğine inancım tamdır. Çünkü eser, yazarın konuyu derinlemesine incelediği, bütün yönleriyle ortaya koyduğu çaplı bir kitap. Çala kalem kaleme alınan bir eser değil. Hatta eser, akademik çalışmalara kaynaklık edecek düzeyde bir çalışmadır.
Ayrıca yazar, eserinde Ermeni tarihi ve Türk - Ermeni ilişkilerinin yanında Anadolu Türk tarihiyle de teferruatlı ve kıymettar bilgiler aktarmış. Adeta bir roman tadında, sade bir dil ve akıcı bir üslupla kaleme alınan bu araştırma ve inceleme eseri, uluslararası düzlemde güncelliğini koruyan ve başımızı sürekli ağrıtan Türk- Ermeni ilşkilerinin hakikatinin kavranması ve uydurulan Ermeni tezlerinin temelsizliğinin anlaşılması adına özgün ve kıymetli bir çalışma. Bu güzide çalışmayı ülke meseleleriyle yakından ilgilenen genç yaşlı herkesin mutlaka okuması gerektiği kanaatindeyim.
Benim Alanya Lisesinden müdürüm , kıymetli büyüğüm, mümtaz ve münevver insan Sn. İBRAHİM POLAT BEY’e Türk araştırma - inceleme ve kültür dünyasına böylesi nadide bir eseri kazandırmasından dolayı şükranlarımı arz ederim. Zat-ı âlilerine , kitabın vücuda getirilmesinde de emeği geçen edebiyat hocam Aysel Polat Hanımefendi ile , sevgili kızları Selcen ve Feyza ile mutlu ve bereketli bir ömür dilerim.

