‘Memleketin çivisi çıkmış’ tabiri, sanırım bu günlerde sık sık kullanılan bir söz olsa gerek. Özellikle siyasetçi ve iş dünyasında, bu konuda her kafadan bir ses yükseliyor olması söze vurgu yaptırıyor. Kimin ne dediğinden daha çok, ortaya çıkan algının ne denli boyutta olduğuna bakılıyor. Son günlerde birileri bir yerlerde planlar yapıyor, başka bir yerde de bu planlanan olayların nasıl olacağı seyrediliyor. Siyasetin ne denli değişik boyutlarından söz ettiğimiz şu günlerde, özellikle yaklaşan seçimler öncesinde, her kesimin düşüncesini özgür şekilde paylaşmaya hakkının olduğunu belirtmek isterim.
Memlekette o kadar çok isim var ki, yaklaşan seçimler öncesinde hazırlıklarını yapmaya çalışanları duysanız şaşırıp, dona kalırsınız. Dışarıda seçilmek isteyenler, diğer tarafta da mevcuttaki yerlerini korumak için çabalayanlar. Yazımda seçimler öncesinde ortaya atılan sözler veya yorumlara kısaca bir göz gezdireceğim. Mesela iktidar partisinde bazı vekillerin hala ‘Ben bilmem, genel başkanımız bilir’ söyleminin bile ne kadar soyutta kaldığını anlatmaya gerek yok. Çünkü her vekilin aklında görevine devam etmek olduğu, bulunduğu yeri korumak olduğunu düşünüyorum. Ha bu konuda beni yalanlayacak veya düşündüğüm şeyin tersini söyleyecek varsa da (şu ana kadar hala iktidarı olsun, muhalefeti olsun hiçbirinin ağzından kesinlikle ‘olmayacağım’ sözünü duymadım) duymadım.
Mevcuttakilerin söylemleri tecrübe ve görev verilirse devam şeklinde olsa da, diğer yandan bu görevi bekleyen arkada onlarca ismin de ‘ne zaman bize sıra gelecek’ dediğini hep söyleyip duruyoruz. Mevcutta bazı isimler için ‘geminin dümeninde olmalı’ söylemleri olsa da, diğerlerini bu geminin hangi yerinde görevlendireceğiz bilmiyorum. Geminin dümeninde de bir isim zaten yeterli ve o görevi yapıyor.
Hani bir algı olayından bahsettim ya! İşte onu da kısaca açmak gerekiyor. Günümüz de seçmeni etkileyecek en etkili yolun, algı olayları olduğunu söylüyorlar. Tabi bu söylem üzerine düşenler de, bu işi yapmak için bu yöne doğru eğiliyor. Kimileri sosyal medyaları üzerinden, kimileri de basın üzerinden isimlerini ön plana çıkartarak, seçmene ‘biz de bu işi iyi yaparız’ demeye getiriyorlar. Son günlerde de bu söylemlerin sayısı her iki tarafta da bir hayli fazlalaştı. Mevcutta iktidar partisinde veya muhalefette Ankara’da temsil yetkisi isteyenlerin sayısı, ciddi anlamda bir sayıya ulaştı dersem rakamın ne kadar önemli olduğunu belirtmiş olabilirim.
İyi de bu kadar adayın olduğu ancak seçilecek kişinin sınırlı sayıda olduğu yerde, yeni dönem için kim, kime ne kadar destek verecek, bu da konuşulması gereken sorulardan bazıları. Hele bir de Cumhur İttifakı ve Millet İttifakı dediğimiz yapılarda, ilimiz seçmeninin yakından tanıdığı isimlerin liste dışında kalmaları da, seçmen üzerinde ne kadar etki yapacak hepsi konuşulması ve tartışılması gereken başlıklardır. Mesela bazı oda başkanları vekillik hayali içindeydi. Son yaşananlardan sonra onların da bu hayalleri suya mı düştü? Değinmeye çalıştığım adaylık konusu sadece iktidar partisinde yaşanmıyor. Diğer partilerde en az iktidar partisi gibi. Bekleyenler, çalışanlar, bana büyük baskı var diyenler… Diyorum ya, konuya kısa bir giriş yaptım ama bir sonraki yazımda isimler üzerinde biraz daha şekillenmiş bir şekilde karşınızda olmak isterim. Kimisi için hayal, kimisi için gerçek ama mutlaka seçmenin teveccüh edeceği kişiler olması dileğiyle…

