Zira gelen faturalar her ay bir öncekine göre daha da kabarıyor. Artan enflasyon nedeniyle maaşlar erirken kabaran faturaların yükü her geçen gün daha fazla artarak vatandaşların ödeme gücünü zorlamaktadır.
Aile Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanı bir soruya verdiği cevabi konuşmasında Mart 2019’dan itibaren ihtiyaç sahibi 2,1 milyon aileye her ay 68-137 TL elektrik tüketim desteği verildiğini açıklamasına rağmen hâlâ 3 milyondan fazla ailenin faturalarını ödeyemedikleri için elektriklerinin kesik olduğu iddia edilmektedir.
Türkiye’nin enerji bakımından dışa bağımlılık oranı son yıllarda önemli ölçüde azalmış olsa da, özellikle doğalgaz ve petrol tedarikinde %100’e yakın oranda dışa bağımlı durumdadır ve bütçe açığının en önemli kalemi petrol ve doğalgaza ödemek zorunda kaldığımız dövizlerdir. Bu nedenle petrol ve doğalgazdan üretim yapan elektrik santrallerinin toplam üretime katkısı son yıllarda büyük ölçüde azalmıştır. Böylece petrol ve doğalgaza ödemiş olduğumuz dövizin büyük bir kısmı yerli kaynaklardan üretim yapan ve yenilenebilir üretim yapan santrallere aktarılmış ve söz konusu santrallerin sayısı ile birlikte toplam üretimdeki payının artması da sağlanmıştır. Ancak yerli ve yenilenebilir kaynaklardan üretim yapan santrallerin üretimleri bütün enerji talebini karşılamaya yetmediğinden ve özellikle yenilenebilir enerji santrallerinin kesintisiz üretim yapamamasından dolayı arz güvenliğinin sağlanması için doğalgaz, ithal kömür gibi kaynaklardan üretim yapan elektrik santrallerine ihtiyaç, mevcut şartlarda zaruridir.
Bu santrallerin kaynakları da döviz cinsinden ithal edildiği için artan kur, maliyetlerin sürekli artmasına sebep olmaktadır. Ancak bu durum elektrik zamlarını etkileyen faktörlerden yalnızca birisi olmakla birlikte en önemli faktörlerin başında gelmektedir.
Görülen ve anlaşılan o dur ki, elektrik zamlarına sebep olan önemli etkenlerden biriside zaruri ihtiyacımız olan bu yenilenebilir enerji santralleridir.
Dolayısıyla Yenilenebilir Enerji Destekleme Mekanizması (YEKDEM) ne yazık ki Türkiye elektrik piyasasına özellikle artan kurlardan dolayı ciddi bir yük getirmektedir.
YEKDEM kapsamında, yenilenebilir enerjiden üretim yapan elektrik santrallerine alım garantili teşvik verilmektedir.
Çünkü rüzgâr, güneş, jeotermal gibi kaynaklardan üretim yapan santrallerin artması için enerjiye teşvik için hemen her ülkenin uyguladığı ve olumlu sonuçlar veren enerjiye teşvik yönetimi uygulanmak kaçınılmaz bir durumdur. Ancak Türkiye’ de, bu santrallere verilen teşvikler dolar bazında veriliyor. YEKDEM’ in uygulamaya girdiği 2005 yılında dolar kuru ortalama olarak 1,67 YTL iken, günümüzde 2021 yılı Eylül ayında 8,5 TL seviyelerindedir. Dolayısıyla son 16 yılda doların 5 kattan fazla artmış olması, yatırımcılar için yenilenebilir enerji santrallerini çok cazip bir konuma getirmiş, bu yönde yapılan yatırımlar artmıştır.
Bu şirketler dolar bazlı teşvik almasına paralel olarak borçlanmaları da dolar bazında olması nedeniyle kur farkının artmasından kaynaklanan borç yüklerini de aynı oranda elektrik maliyetlerine ve faturalara yansıtmaktadırlar.
Dolayısıyla faturalarda ki artış elektrik üretiminin yanı sıra dağıtımından da kaynaklandığı anlaşılmaktadır.
Şöyle ki hatırladığım kadarıyla "2012 yılından itibaren elektrik dağıtımı özelleştirilmeye ve özel şirketlere verilmeye başlandı.
Ancak o tarihten sonra döviz kurları hızlı bir artış gösterdi ve yapılan tüm hesapları bozuldu.
Örneğin o günün şartlarında 2 Milyar Dolarlık bir özelleştirmenin kıymeti bugünün kuruyla 17 Milyar TL civarında bir rakama tekabül ediyor.
Dolayısıyla özelleştirmeyi alan şirketin borcu sadece kur farkından dolayı 15 milyar TL artmış oluyor". (Alıntı Fatih Altaylı )
Bu nedenle hükümet söz konusu dağıtım şirketlerini sürekli desteklemek zorunda kalmakta ve bu artışlar da sürekli faturalara yansıtılmaktadır.
Böylece Türkiye’de vatandaşın ödediği faturanın büyük bir kısmının yüzde 5 TRT payından sonra, kayıp kaçak ücretleri ile birlikte YEKDEM (yenilenebilir enerji destekleme mekanizması) ile özel şirketlere gittiği iddia edilmektedir.
Vatandaşı bu yükten kurtarmanın ve yüksek faturaları düşürmenin en doğru yolu, özelleştirme ve kar esaslı piyasa politikaları terk edilerek, ülkemiz kaynakları kamu yararı temelinde en iyi şekilde değerlendirmektir.
Zira elektrik üretimi ve dağıtımı stratejik bir konudur. Bu nedenle hiçbir şekilde özel firmalara bırakılmamalı 1970'te olduğu gibi ‘Türkiye Elektrik İdaresi' yeniden kurulmalı, hem üretim, hem dağıtım devlet eliyle yürütülmelidir.
Takdir ve yorum sizin.

