Kurtuluş Savaşının zaferle neticelenmesinden sonra Lozan Konferansı toplanacaktır. Konferanstan sonraki Lozan Antlaşması 24 Temmuz 1923’te imzalanacaktır. Ve Musul konusu Lozan Konferansına gelmiştir. Fakat Musul konusu Lozan konferansında çözülememiştir. Bunu iyi anlamak lazım. Musul’un kaybedilmesiyle ne Lozan konferansının ne de Lozan anlaşmasının hiçbir ilgisi yoktur. Anlaşma imzalandıktan sonra Türkiye ile İngiltere arasında Musul konusundaki görüşmeler başlar. Konu daha sonra 20 Eylül 1924’te Milletler Cemiyeti’ne intikal eder. Burası önemli. Konunun Milletler Cemiyetine intikal etmesinin hemen akabinde 13 şubat 1925’te Şeyh Sait isyanı başlar. Şeyh Sait isyanı ile içeride ilgilenen Türkiye Cumhuriyeti Devleti tabi ki zorluklarla karşı karşıya kalacaktır. 5 Haziran 1926’da imzalanan Ankara anlaşması ile Türkiye Cumhuriyeti Devleti Musul ve Kerkük bölgesinden vazgeçecektir. Daha doğrusu buraları bırakacaktır. Bunları anlatanlar bu soruyu sorsunlar; ‘Bu Şeyh Sait isyanı neden çıktı, kimler çıkarttı?’ Şimdi baktığımız zaman Türk tarihi açısından çok değerli eserleri olan Bernard Lewis der ki; Şeyh Sait isyanının çıkartılmasının arkasındaki ana neden, ne Atatürk Devrimleri ne Cumhuriyet devrimleriyle “ dinin elden gitmesi “ devlete karşı ayaklanmayı başlatan Şeyh Sait ve de Şeyh Sait'in yanında bu isyana katılanlardır.
Şu soru çok haklı bir sorudur. 13 Şubat 1925’te Şeyh Sait isyanı çıkartılmasaydı, belki bu gün farklı bir coğrafya ile Türkiye Cumhuriyetinin sınırları farklı sınırlarla karşı karşıya kalabilir idi. Bu ihtimalleri unutmamak lazım.
Milletler Cemiyeti’nin Musul Kararı
Milletler Cemiyeti komisyonu verdiği rapora göre, Musul’daki dokuz yüzyıllık Türk hakimiyeti teyit edilmiş, Hakkâri ile Musul arasına Brüksel Hattı adı verilen bir sınır çekilmiştir. Musul’daki aşiret ve şeyhler Türkiye aleyhine konuşmuştur. Bu durumda Musul’un Kürt Özerk Bölgesi halinde, 25 yıl manda altında kalması koşuluyla Irak’a bırakılması uygundur. Eğer Kürtlere özerklik sağlanmazsa, bölge Türkiye’ye bağlanacaktır.
Milletler Cemiyeti divanı, Lozan’ın 3/2 maddesine göre bağlayıcı karar almıştır. Alınan karara göre Brüksel Hattı’nın kuzeyi Türkiye’ye güneyi ise Irak’a bırakılacaktır ve bu suretle Musul, Irak’a bırakılmıştır. Bu kararda Estonyalı bir generalin raporunun ve Şeyh Said Ayaklanması’nın etkisi büyüktür. Bu karara Türkiye büyük tepki göstermiş, hatta Cenevre’deki temsilciliğini geri çekmiş ve SSCB ile bir gün sonrasında tarafsızlık ve dostluk antlaşması imzalamıştır.
Musul Sorunu’nun Çözümünde etkili olamayışımız:
Başta Misak-ı Milli sınırları içerisinde yer alan Musul, Türkiye’nin direnişine rağmen Irak’a bırakılmak zorunda kalınmıştır. Türkiye o sırada kendi reformlarıyla ve ülke olma çabasıyla uğraşırken patlak veren isyanlarla birlikte , Musul konusunda direnememiş ve konu İngilizler lehine sonuçlanmıştır.
Milletler Cemiyeti’ndeki en etkili ülkenin İngiltere olması verilen kararda etkilidir. Türkiye’nin yeni bir savaşı göze alamayacak oluşu , Musul Sorunu’nun Türkiye aleyhine sonuçlanmasında çok etkilidir. Musul sınırında çıkan Şeyh Said Ayaklanmasından sonra , Milletler Cemiyeti Adalet Divanı’na temsilci gönderilmemesinin etkisi de göz ardı edilemez.
Türkiye’nin kazancı ise sadece Musul’daki petrollerinden % 10 pay almak ve Ankara Antlaşması ile Ankara hükümetinin Batılı ülkeler tarafından tanınması olmuştur. Büyük ülkelerin çıkarlarına ters düşen Türkiye bu yoldaki mücadelesini sürdürse de çabaları yeterli olamamış ve bu nedenle Musul kaybedilmiştir.
1926 Ankara Antlaşması Neden Önemlidir?
1. Dünya Savaşı sonrasında Mondros Ateşkes Antlaşması’ndaki maddelere dayanarak Musul’u işgal eden İngilizlere karşı Türkiye, şehrin Misak-ı Milli sınırları içerisinde bulunduğunu öne sürerek İngilizlerin şehirden çıkmasını talep etmiştir. Ancak o dönemde Milli Mücadele’de olan Türkiye, Musul Sorunu ile çok fazla ilgilenememiştir. Lozan Barış Antlaşması‘nda da bir sonuca varamayan sorun, tarafların kendi arasında da anlaşamaması nedeniyle Milletler Cemiyeti’ne taşınmıştır. İki tarafında birbirinin tekliflerini kabul emememesi üzerine çözüm bulamayan sorun daha sonra iki ülkenin bir araya gelmesi ve Ankara Antlaşması’nı imzalaması sonucu bir çözüme ulaşmıştır. Bu uzun bir süreç olmuştur. Günümüzde de gündemde gelişen bazı olaylar sonucu tekrar masaya yatırılan Ankara Antlaşması’nın, içerdiği maddeler ve bu maddelerin stratejik bölgeler ile ilgili olması nedeniyle gelişen ve gelişebilecek olayların seyrini belirlemesindeki yeri büyüktür.
Ankara Antlaşması Ne Zaman, Kimlerle İmzalandı?
1. Dünya Savaşı sonundan itibaren Musul ile ilgili verilecek kararlar Osmanlı ve İngiltere arasında uzun süren bir soruna neden olmuştur. Mondros Ateşkes Antlaşması’nın imzalanmasından sonra İngilizler tarafından işgal edilen Musul, Milli Mücadele’nin devam etmesi nedeniyle TBMM gündeminde önemli bir yer edinememiştir. Ancak daha sonra masaya yatırılan sorun iki ülke arasında çözülemeyip Milletler Cemiyeti’nde çözülmeye çalışılmıştır. Bu uzun süren görüşmeler sonucunda verilen kararla sınırlar çizilmiş ve olası durumlar halinde yapılacaklar ile ilgili maddeler de yapılan antlaşmaya eklenmiştir. Bu antlaşma karşımıza 1926 Ankara Antlaşması olarak çıkar; İngiltere, Türkiye ve Irak arasında yapılmıştır ve günümüzde de geçerliliğini sürdürmektedir.
Irak’ta yaşanan iç karışıklıklar Ankara Antlaşması’nın tekrar gündeme gelmesine neden olmuştur. Olası bir ihlalde neler yapılabileceği ile ilgili tartışmalar başlamıştır. Yazımızda da bu Ankara Antlaşması’nın tarihsel süreci, imzalanmasının nedenleri, maddelerin doğurabileceği olası sonuçlar, neden bu maddelere karar verildiği ile ilgili araştırmalara ve bulgulara yer verilmiştir.
Son zamanlarda yaşanan birtakım olaylar nedeniyle de Türkiye’nin gündemine tekrar gelen Ankara Antlaşması maddeleri ile gündemde belirtilen hak iddialarının örtüşüp örtüşmemesi de incelenmiştir. 1926’da imzalanan antlaşmanın hala devam ediyor oluşu da önemli bir özelliğidir. O dönemde öngörülen olayların ne derece gerçekleştiği ve bu doğrultularda yapılan antlaşmanın iyi kararlar verilerek oluşturulup oluşturulmadığı da tartışılabilir.


