Hüseyin Döngel


ORTADOĞUDA UNUTULAN OĞUZUN ÇOCUKLARI - TÜRKMENLER 6 

ORTADOĞU TÜRKMENLERİ TÜRKİYEDEN NASIL KOPARILDI?


1517’den itibaren Osmanlı toprağı olan Musul, Sanayi Devrimi sonrası, barındırdığı zengin petrol rezervleri nedeniyle İngiltere başta olmak üzere pek çok devletin odak noktası haline gelmiştir. Musul, 1. Dünya Savaşı’nın sonunda Mondros Ateşkes Antlaşması’nın 7. Maddesi bahane edilerek işgal edilmiş, Kurtuluş Savaşı’nın sonuçlanmasıyla birlikte Misak-ı Milli sınırlarının içinde kalması nedeniyle Lozan Konferansı’nda Musul’un durumu büyük bir tartışmaya sebep olmuştur.
Lozan’da anlaşma sağlanamayınca Musul’un durumu ileriki görüşmelere ertelenmiştir. Bu görüşmeler de sonuç vermeyince Musul, İngiliz mandasındaki Irak’a bırakılmıştır.

 Yavuz Sultan Selim döneminde Osmanlı topraklarına katılan Musul , o dönemlerden itibaren emperyalist ve yayılmacı devletlerin iştahını kabartmıştır. Sanayi Devrimiyle birlikte yeraltı zenginlileri sayesinde sömürgeci devletlerin ilgisi daha da artmış , iştahları kabarmıştır. Osmanlı Devleti’nin Birinci Dünya Savaşı’ndan yenik çıkmasını fırsat bilen İngiltere, daha önceden gizli antlaşmalarla kendine ayırdığı Musul’u, Mondros Ateşkes Antlaşması’nda yer alan 7. Maddeyi gerekçe göstererek işgal etmiştir. İngiltere, bölgede hâkimiyet kurmak adına Musul’daki halkı Osmanlı Devleti’ne karşı kışkırtmıştır. Bölgedeki etnik çeşitliliği kendi lehine kullanan İngiltere, bölgede egemenlik kurmayı başarmıştır.

Birinci Dünya Savaşı’nda Musul Sorunu
Trablusgarp ve Balkan Savaşlarının yaralarını sarmakta olan Avrupa’nın “Hasta Adamı” Osmanlı, Avrupa’da başlayan Birinci Dünya Savaşı’nın hızla içine çekilmiştir. Osmanlı, başta İngiltere ve Fransa’nın yanında savaşa girmek istese de, bu devletlerin çıkarlarına ters düştüğünden Osmanlı Devletini yanlarına kabul etmediler. Gerek bu nedenle, gerek ise başta Enver Paşa olmak üzere İttihat ve Terakki Cemiyeti üyelerinin Alman hayranı olması sebebiyle Almanların yanında yani İttifak Devletleri savaşında savaşa girmek durumunda kaldı.
Geniş toprakları nedeniyle Osmanlı Devleti, birçok cephede İtilaf Devletleri ile mücadele etmek zorunda kaldı. Ancak Balkan Savaşları’nın yaralarını bile saramadan tekrar savaşa giren Osmanlı Devleti’nin bu savaşı destekleyebilecek askeri ve ekonomik kuvveti yoktu. Osmanlı Devleti, doğu cephesinde verdiği ağır kayıplar nedeniyle zorluk çekiyordu. Kars’a kadar tüm topraklar Rus işgalindeydi ve ordunun büyük bir bölümü Sarıkamış’ta kaybedilmişti. Doğu Cephesi ancak 1917 İhtilali sonrası Rusya’nın savaştan çekilmesiyle kazanılabilecek ve Batum’a kadar olan topraklar geri alınabilecekti. Çanakkale Cephesi’nde İngilizlere karşı zafer kazanılmıştı ancak tek bir zafer Osmanlı’ya savaşta üstünlük sağlamamıştı. Kanal Cephesi‘nde, İngilizlere karşı olan saldırı başarısız olmuş ve Osmanlı orduları hızla geri çekilmek zorunda kalmıştı. Hicaz ve Yemen cephelerinde de Osmanlı geri çekilmek zorunda kalmış ve Orta Doğu’daki çoğu toprağını kaybetmişti. Suriye -Filistin cephesinde kazanılan başarılar yeterli olmamış ve Osmanlı, Suriye sınırına kadar çekilmek zorunda kalmıştı. Irak Cephesi’ndeki mücadeleler ise Kurtuluş Savaşı sonrası Musul Sorunu’na zemin hazırladı. 
Birinci Dünya Savaşı’nda Irak Cephesi
Irak Cephesi İngilizlerin Bahreyn ve Basra’yı 1914 yılında işgali üzerine açıldı. İngiltere’nin cepheyi açmaktaki asıl amacı Musul ve Kerkük bölgelerindeki zengin petrol yataklarına sahip olmaktı. Ayrıca İngilizler Kanal harekâtında başarısız olan Alman ve Osmanlı ordularının kara yoluyla Hindistan’a ulaşımını engellemek istiyordu. Rusya da Çanakkale’den yardım götürülememesi nedeniyle ekonomik krize girmişti ve siyasi zorluklar çekiyordu. Bu nedenle İngilizler bu cephe yoluyla zor durumda olan Rusya’ya karadan yardım göndermeyi de hedeflemişlerdir.
Cepheye Basra’yı geri almak için Süleyman Bey atandı ancak taarruzu başarısız oldu ve Kutülamare’ye çekilmek zorunda kaldı ve sonrasında intihar etti. Bunun üzerine İngilizler Kutülamare’yi de alıp Bağdat’ı ele geçirmek için taarruz ettiler ancak General Townshed komutasındaki İngilizler ağır bir yenilgiye uğratıldı ve General Townshed dâhil 13000 İngiliz askeri esir alındı. 1916’da gelen takviye birlikleri de yeterli olmadı ve İngilizler İran’daki Hamedan’a kadar sürüldüler.
1917 yılında ise İngilizler takviye birliklerin yardımıyla karşı atağa geçti ve 11 Mart 1917’de Bağdat’ı kuşattılar. Osmanlı ordularının Bağdat’ı geri alma teşebbüsü başarısız olunca İngiliz ordusu Musul’a doğru ilerlemeye başladı. 1918 yılında, aldığı takviyelerle güçlenen İngiliz ordusu, buna rağmen petrol yataklarınca zengin Musul’a giremedi. Ancak Mondros Mütarekesi’nin üç gün sonrasında antlaşmaya aykırı bir biçimde Musul’u işgal ettiler.