Türkiye’de 1960 İhtilali sonrası ,Irak Türklerinin durumu yine rafa kaldırılır. Bu arada 1963 yılında iktidarı General Kasım’dan kanlı bir şekilde ele geçiren Abdüsselam Arif, Türkmenlerin itibarını geri verir ve Kerkük Katliamına adı karışan Komünist Kürtlerin bir kısmını Bağdat’ta halkın önünde idam eder. Türkiye, idamlarla ilgili hiçbir fikir beyan etmez. Bu arada Türkmenler Irakta varlık göstermeye başlarlar. Türkmen Kardaşlık Ocağı’nı kurarlar, Kardaşlık adında Türkçe ve Arapça bir dergi yayımlamaya başlarlar ve çok sayıda genci yüksek tahsil için Türkiye’ye yollarlar.
Türk basınında tek tük Irak Türkleri hakkında haber, yorum ve incelemeler yayınlanır. Yani, 40 yıla yakın devam eden sansür kalkar. Türkiye’de tahsile gelen Türkmen öğrencilere sınırlı miktarda burs bile tahsis edilir. 22 Ekim 1967 günü Kerkük’ü ziyaret eder ve şehir sokaklarından geçerek Türkmen halkını selamlar. Bu olay, Türkmenler arasında müthiş bir heyecan yaratır. Kurbanlar kesilir, törenler düzenlenir, hoyrat ve türküler yakılır. Aynı yıl devrin Cumhurbaşkanı Cevdet Sunay da Kerkük’e gelir. Bu ziyaretlerin neticesinde Türkmenlerin bir süre rahatladıklarını görmek mümkündür. Demirelin Partisi yapılan genel seçimlerde , yüzde 53 oy alarak tek başına iktidar olur. Hükümeti kuran Demirel 1967 yılında Irak’a resmi bir gezi düzenler. Süleyman Demirel bu partiye başkan seçildikten sonra, 10 Ekim 1965’te Türkiye’de Adalet Partisi’nin kurulmasıyla yeni bir siyasi dönem başlar.
17 Temmuz 1968 günü kansız bir darbeyle Baas Partisi iktidarı ele geçirir. Ahmet Hasan El-Bekir Cumhurbaşkanı olur. 24.01.1970 günü Irak Devrim Komitesi Başkanlığı Türkmenlere kültürel haklarını verir. Bu haklar Türkçe okul açma, Milli Eğitim Bakanlığı bünyesinde Türkmen Eğitim Müdürlüğü kurma, Türkmen Edebiyatçılar Birliği’ni oluşturma ve Kültür Bakanlığı’na bağlanma, haftalık ve aylık Türkçe yayın yapma ve Kerkük televizyonunda Türkmence programları çoğaltma gibi konuları kapsar. Bir süre sonra, Türkiye’nin Kerkük’te bir kültür merkezi açmasına izin verilir. Türkmenler ve Türkiye tarafından memnuniyetle karşılanan bu hakların verilme sebebi, Birleşmiş Milletlerin 01 Nisan 1960 tarihinde yürürlüğe koyduğu ırk ayrımcılığı konusundaki uluslararası belgeye Irak’ın da imza atmış olmasıdır.
Nitekim çok geçmeden bu hakların önemli bir kısmı geri alınır ve açılan okullar kapatılır.
Bu arada Irak’ta Kerkük’le ilgili önemli bir gelişme meydana gelir. Ekim 1970 tarihinde Baasçı Bağdat yönetimi ile Kürtler arasında varılan anlaşmaya göre, Kürt özerk bölgesinin sınırlarını tespit etmek için, plebisite başvurulması gerekiyordu. Kerkük iki kesim arasında ihtilaf konusu idi. Bir taraftan Molla Mustafa Barzani Kerkük’ün Erbil yolu üzerindeki Rahimava, Molla Abdullah Tepesi, İskan ve Şorca mahallelerin Kürt yerleştirirken, Baasçılar da Bağdat yolu üzerindeki El-Hürriye, El-Karama, El-Baas ve El-Kudus mahallelerini oluşturarak güneyden binlerce Arap’ı Kerkük’e taşıyordu. Baas-Barzani çekişmesinin yoğunlaştığı bu dönmede, Kerkük’te Türkmenlere iki yönlü baskılar artmaya başladı. Türkiye’de kamuoyu bu meseleden haberdar olur Hürriyet ve Milliyet gibi gazeteler, Kerkük’e muhabirler göndererek, Irak Türklerinin içinde bulundukları zor durumu anlatan yazı dizileri yayımlarlar. 16 Ocak 1971 günü Türkiye’ye gelen Irak Cumhurbaşkanı Yardımcısı General Salih Mehdi Ammaş, Türkmenler ve Kerkük konusunda Türk gazetelerinin sorularına muhatap olur. O tarihlerde TRT devletin yegane yayın organı idi. Orada yapılan yorumlar devletin diliyle yapılırdı. 18 Ocak 1971 tarihinde 19.00 haber bülteninde yayımlanan “Günün Yorumu”nda şu cümlelere yer verilir.
“... Ancak, iki ülke arasındaki sorunların en önemlisi, Irak’taki Türk topluluğunun durumudur. Irak’ın kuzeyinin etnik bakımdan çok parçalı olması ve bu etnik gruplar arasında çarpışmanın hiç eksik olmaması yüzünden, Kerkük ve dolaylarında yoğun biçimde yerleşik Türk topluluğunun huzuru ve güvenliği zaman zaman tehlikeye düşmektedir. Bu durum, Türkiye için devamlı bir kaygı konusudur...
Devrin Dışişleri Bakanı İhsan Sabri Çağlayangil, TBMM binası içinde CHP Genel Başkanı İsmet İnönü’yü ziyaret eder ve konu hakkında bilgi verir. İnönü, çıkışta Basına şu demeci verir:
“ Irak’la yakın dış politika münasebetlerimiz, Kerkük Türkleri üzerinedir. Kerkük Türkleri, Irak idaresinin yeni şeklini almasında, bir aralık, bizi çok endişeye düşüren garip bir vaziyet karşısında kalmışlardı. Güya seçim yapıldığı zaman, anadillerinin ne olduğunu seçim belgelerine yazdırmayacaklar, Türk olarak yazdırmayacaklardı. Ya Arap diyecekler ya Kürt’üz diyecekler. Irak’ta, milliyet olarak, asırlardan beri devam eden köklü bir Türk toplumu vardır... ”
Milliyetçi Hareket Partisi’nin Kuruluşu
1965 yılında kurulan Milliyetçi Hareket Partisi’nin faaliyete geçmesi ve başına Alparslan Türkeş’in gelmesi dış Türkler ve özellikle de Irak Türkleri açısından önemli bir gelişmedir. Bu partinin ileri gelenleri dış Türkleri ve zaman zaman Irak Türklerini açık bir şekilde dile getirerek sınır ötesinde yaşayan mazlum Türkler ve soydaş kavramlarının yerleşmesini sağlamıştır. 1970’li yıllarda Türkiye’de tahsil görmekte olan Iraklı Türk gençleri kendileriyle ilgilenen bir partinin olmasından memnuniyet duyarlar. Milliyetçi Hareket Partisi’nin gençlik kolları niteliğinde olan Ülkü Ocakları, Türkiye’de tahsil görmekte olan Iraklı Türklere kanat gerer. Bu partinin ve Ocağın yayın organlarında Türkmenlerin tarihine, çektikleri zorluklara, Baas Partisi’nden gördükleri kötü muamelelere uzun uzun yer verilir.
1972 yılından itibaren anarşi ve terör tırmanmaya geçer. Türkiye’de anarşi arttıkça özellikle Irak Türklerine karşı ilgisizlik de artar. 1974 yılında Cumhurbaşkanı yardımcısı olan Saddam Hüseyin, Türkiye’de tahsil gören ve görmekte olan Türkmenleri yakın takibe aldırır. O yıl Adalet, Milli Selamet, Cumhuriyetçi Güven ve Milliyetçi Hareket Partileri bir araya gelerek Milliyetçi Cephe hükümetini kurarlar. Milliyetçi Hareket Partisi’nin bu koalisyonda yer alması, Irak Türklerini memnun eder ve ümitlendirir. Devrin Cumhurbaşkanı Fahri Korutürk Kerkük’ü ziyaret eder ve Türk Cumhurbaşkanını görmek ve selamlamak için şehir halkı adeta sokaklara dökülür. Irak Türkleri arasında, Türkiye’de yüksek tahsil görmek moda olur. Yüzlerce lise mezunu (Irak’ta okul kazandıkları halde) Türkiye’ye akın eder. Okulların ve semtlerin sağ ve sol diye ikiye ayrıldığı Türkiye’de Türkmen gençleri sağ cenahta yer alır. Sebep açıktı. Sol kanat, ülke olarak Vietnam, Nikaragua, Küba ile ilgilenirken, MHP gençliği Kerkük, Kırım, Azerbaycan ile ilgilenince Iraklı Türk gençliği normal olarak MHP’li ve ülkücü gençliğin yanında yer alır. Türkiye’de olayların şiddetlenmesi üzerine iki Kerküklü öğrenci Kayseri’de solcular tarafından öldürülür. Ankara’da da birkaç tanesi olaylarda sol kurşunlara hedef olur ve yaralanırlar. Bu arada Türkiye’de iç güvenliğin zayıflığından yararlanan Irak Büyükelçiliği Kerküklü gençleri yakın takibe alır, olaylara karışanları ve Irak aleyhinde faaliyet gösterenleri Irak’a döndüklerinde tutuklamaya başlar.
Milliyetçi Hareket Partisi’nin 1977 yılında 16 milletvekili çıkararak II. Milliyetçi Cephe’ye ortak olması, Irak Türkleri için yeni bir ümit kaynağı olur. Çünkü o yıllarda Saddam Cumhurbaşkanı olmuş ve Türkmenlere büyük baskılar uygulamaya başlamıştır. Türk Dışişleri Bakanı İhsan Sabri Çağlayangil’in Irak’ı ziyaret ettiği sırada Kerkük’ün adını değiştirerek El-Tamim yaparlar. Türkmenlerin Kerkük’te gayrimenkul satın almaları ve tayin olmaları yasaklanır. Yerlerine binlerce Arap güneyden getirilerek yerleştirilir. Türkmenlerin Türkiye’de tahsil görmeleri yasaklanır.
Kerkük Türkleri haklı olarak Türkiye’nin bu asimilasyon faaliyetine dur demesini bekler. Onun için, Milliyetçi Cephe’nin kurulması ve Milliyetçi Hareket Partisi’nin de içinde yer alması bir ümit kaynağı olur. Ne I. ve II. Milliyetçi Cephe hükümetleri ne de bu koalisyon içinde yer alan MHP Kerkük’te olup bitenlere bir çözüm üretebilir.
1979 yılında Cumhuriyet Halk Partisi Başkanı Bülent Ecevit 10 ay sürecek azınlık hükümetini kurar. Türkiye’de anarşi olayları zirveye tırmanmaya başlar. Bu arada bölgede iki önemli gelişme olur. İlki Saddam’ın Ahmet Hasan El-Bekir’i iktidardan uzaklaştırması ve Irak’a Cumhurbaşkanı
olmasıdır. İkincisi de Humeyni’nin İran’da Şah yönetimini kansız bir şekilde devirerek, İran İslam Cumhuriyeti’ni kurmasıdır. Saddam yönetimi Türkmenlere karşı yeni bir operasyon başlatır. Türkmenlerin ileri gelenlerinden önce Prof. Dr. Rıza Demirci’yi sonra da Emekli Albay Abdullah Abdurrahman’ı, Doç. Dr. Necdet Koçak’ı ve iş adamı Adil Şerif’i tutuklar. Bu isimler Irak Türk toplumunun ileri gelenlerinden olup, Irak’ta muteber makamlara gelebilmiş insanlardı.
Prof. Dr. Rıza Demirci Ankara Üniversitesi Ziraat Fakültesini bitirmiş ve aynı fakültede 1960’lı yılların başında doktorasını yapmış bir Türkmen
aydınıdır. Bağdat Ziraat Fakültesi’nin kısa bir süre dekanlığını yapan Demirci, merkezi Bağdat’ta olan Türkmen Kardaşlık Ocağı’nın yönetiminde görev yapmış ve Kardaşlık Dergisinde yazılar yayımlamış bir Türkmen büyüğüydü. Emekli Albay Abdullah Abdurrahman ise 1948 Arap-İsrail savaşında görev almış Iraklı bir subay olarak sadece Türkmenler arasında değil, Arap toplumu içerisinde de tanınmış bir şahsiyetti. Uzun yıllar Türkmen Kardaşlık Ocağı’nın başkanlığını yapmıştı. Çeşitli vesilelerle
Türkiye Başbakanı Süleyman Demirel ile münasebetler kurmuştu. Doç. Dr. Necdet Koçak ise, Ankara Üniversitesi Ziraat Fakültesi’ni bitirdikten sonra aynı fakültede doktorasını tamamlamış ve Irak’a dönerek Bağdat Üniversitesi Mühendislik Fakültesi’nde bölüm başkanlığı yapmaktaydı.
Onun önemli bir ayrıcalığı vardı. Kerkük, Bağdat ve Türkiye’de tahsil görmekte olan çok sayıda Türkmen gencinin idealist lideri pozisyonundaydı.
Bu önemli gelişme üzerine Türkiye’de tahsil görmekte olan Türkmen gençlerden bir grup, devrin Dışişleri Bakanı Gündüz Ökçün’ü ziyaret ederek meselenin önemini ve büyüklüğünü anlatırlar. Türkiye’nin ses çıkarmaması halinde bu kişilerin asılacağını vurgularlar. Hiçbir tedbir alınmadan Ecevit’in kurduğu azınlık hükümeti yıkılır ve yerine bu sefer Adalet Partisi Genel Başkanı Süleyman Demirel azınlık hükümetini kurar.
1979 yılının son aylarında Demirel’in kurduğu azınlık hükümetini Milliyetçi Hareket ve Milli Selamet Partileri dışarıdan destekler. 18 Ocak 1980 günü tutuklanan Türkmenlerin Bağdat’ta asıldıkları haberi gelir.
Ankara’da tahsil görmekte olan Türkmen öğrenciler Başbakanlığa yürürler. Bir grup öğrenciyi Başbakanlık odasına alan Demirel, onları sakinleştirmeye çalışır. Gençler, Türkiye tepki göstermediği takdirde bu
idamların arkasının geleceğini dile getiriler. Ancak basının bu konudaki sorularına Demirel, “Beni Irak’ta olanlar konusunda konuşturtmayın.” demekle yetinir. Hükümeti dışarıdan desteklemekte olan MHP, sessiz
kalmayı tercih ederken, bu partinin Erzurum Milletvekili olan Nevzat Kösoğlu kendi adına ve gündem dışı söz alarak konuyu Meclis’te dile
getirir. Hükümetin diğer destekçisi olan MSP’nin Başkanı olan Necmettin Erbakan idam olaylarından sonra Mart 1980 tarihinde Irak yönetimi tarafından Bağdat’a davet edilir. Dönüşte bir basın toplantısı yapan Erbakan, “Bir avuç fanatik insan Irak’la aramızı bozmak istiyor. Bu kişiler camiden çıkan Müslümanların yüzüne kezzap (asit) döktükleri için idam edilmişlerdir” şeklinde bir demeç verir. Bu demeç, Kerkük’te büyük bir üzüntüyle karşılanır.


