Hüseyin Döngel


ORTADOĞUDA UNUTULAN OĞUZUN ÇOCUKLARI - TÜRKMENLER 11

Bir Toplumun ve  Kültürün Hayatta Kalma Mücadelesi: Irak Türkmenleri


Şark Medeniyetin ilk adımlarından biri bu coğrafyada atılmış. İlk yazılı metinlerden tutun, ilk tarımsal üretim ve dolayısıyla ilk yerleşik hayat bu topraklarda vuku bulmuştur. Şu anki içler acısı haline bakınca insanın inanası gelmiyor, ama Cemil Meriç’in deyimiyle “ışık doğudan yükselmiş. “ Evet ama bu anlı şanlı geçmiş, maalesef Ortadoğu’nun şu anki bataklığında boğulmaya yüz tutmuş halini örtmeye yetmiyor.
Bu coğrafyada kimi halklar Batı’nın sömürge imparatorluğuna tutunmuş, onunla işbirliği yaparak geçici egemenliklerini yaşıyor , hükümranlıklarını sürüyor , kimisi de sadece direniyor, eziliyor, katlediliyor ve ölüyor. Bu öldürülmeye ya da yok edilmeye çalışılan halklardan biri de, aslında 1000 yıldır o coğrafyada yaşayan ; fakat bir türlü varlığını bölge egemenlerine kabul ettiremeyen Türkmenlerdir.

Sayıları 2.5 – 3 milyon civarında olduğu tahmin edilen Irak Türkmenleri, asırlar önce Orta Asya’dan batıya göç ederek Irak’ın kuzey ve orta bölgelerine yerleşmiş ve burayı kendilerine vatan edinmişlerdir. Oğuz boyundan olan bu Türk gruplarının Irak bölgesine göç etmeleri, Türklerin Anadolu’ya gelmelerinden çok önceki tarihlere rastlamaktadır. Bu göçler, uzun yıllar süren ve birbirini izleyen dalgalar şeklinde gerçekleşmiştir. 

Irak Türkmenleri bugün Irak’ın kuzey batısında yer alan Telafer ilçesi ve bu ilçeye bağlı belde ve köylerden başlayarak, sırasıyla Musul civarındaki belde ve köyler, Erbil, Altunköprü, Kerkük, Tazehurmatu, Tuzhurmatu, Kifri ve Bağdat’ın kuzeyine kadar uzanan onlarca Bayat boyuna mensup belde ve köylerde yaşamaktadırlar.  

Irak Türkmenleri, yakın bir tarihe kadar Türkiye’nin en fazla konuştuğu, ama pratik olarak neredeyse hiçbir şey yapmadığı; daha kötüsü yapıp ettiklerinin de onları köşeye sıkıştırdığı bir topluluk.
Türkiye’nin özellikle doksanlı yıllardaki iddiası, Irak politikasında Türkmenlerin merkezi öneme sahip olduğu yönündeydi. Gerçekten de Ankara, Türkmenlere öyle ilgi gösterdi ki (!), bir süre sonra Irak denkleminde neredeyse adı anılmayan bir topluluk haline geldiler.
Kuşkusuz bu kadar önemli bir konunun, siyasi merkez eliyle değil, bizzat Genelkurmay tarafından yönetilmesi, zaten başlı başına bir facia olarak tarihe geçmiş durumda. Ancak  o dönem siyasetinin de bu konularda sorumluluk üstlenmek yerine, işi askerlere havale ederek risk almadıklarının da altını çizmek gerekiyor.
Sonuçta yakın geçmişin özeti şuydu. Sahip çıkıldığı iddia edilen, daha çok istihbarat mekanizmaları üzerinden ilişki kurulan, hatta çok marifetmiş gibi kendi içimizdeki ayrılıkların birebir temsil edildiği bir topluluk haline geldi Türkmenler.
Türkiye’nin onları Türkmen Cephesi çatısı altında toparlama çabası, şekil açısından doğru bir yaklaşım olsa da pratikte bir vizyona dönüşmediği için ayrılıkları gideren bir zemin de ortaya çıkmadı. Sonuçta ABD işgali sonrasında yeniden şekillenen Irak’ta Türkmenler, kelimenin tam anlamıyla sistem dışında kaldılar.
Yapılan her seçim Türkmenlerin ne kadar dağınık olduklarını, özellikle de Şii Türkmenlerin kendilerini Türkiye’den çok, mezhep aidiyeti ile tanımladıklarını ortaya çıkardı. Nitekim bugün Şii Türkmenler hala bu yaklaşımla Irak siyasetinde kendilerine şemsiye buluyorlar.
Ankara’ya bakmaktan vazgeçmeyen Türkmenlerin önemli bir bölümü Sünni. Son seçimde Ayad Allavi’nin başında bulunduğu siyasi yapıda yer buldular kendilerine. Ancak henüz Irak siyasetinde hak ettikleri yeri alabilmiş değiller.

Peki, yukarıda doksanlı yılları aktardık. AK Parti iktidarında olaylar nasıl gelişti? Türkmenlerle ilgili neler yapıldı sorusuna da kısaca cevap arayalım. Bu dönemde özellikle 2006 yılına kadar önemli bir adım atıldığını söylemek zor. Gözü  gönlü , aklı fikri , varlık düşüncesi ve gelecek hayalini Türkiye’nin uzatacağı kudretli ele bağlayan, yaşadıkları hayal kırıklıklarını her yeni iktidarla ümide tahvil eden Iraklı Türkmen kardeşlerimiz bu tahvillerinin karşılığını malesef  bulamadılar. Ancak 2006’dan sonra Türkmenlenlerin yüreklerine hafif de oldu biraz su çiselendi. Bakınız ’ serpildi’ demiyorum , çiselendi , diyorum.. Bu tarihten sonra Ankara’nın gerek Kürtleri, gerekse Irak’taki tüm aktörleri kuşatan yeni hamleleri, Türkmenler açısından da yeni bir dönemin başlangıcı oldu.
Şu anda Ankara, mevcut tabloda, özellikle de Bölgesel Kürt yönetimi çatısı altında Türkmenlerin daha geniş biçimde temsil edilmesinin önünü açmaya çalışıyor. Bizim nihai arzumuz Türkmenlerin , ana muhatap ve kurucu paydaş olarak Irakın bugünkü sorunlarının çözülmesinde ve geleceğinin planlanmasında söz sahibi olarak masaya oturmaları. Ancak bunu yapabilmelerinin  önünde hem pratik hem de psikolojik bazı engeller var.
Öncelikle Irak Türkmenleri, Cumhuriyetten bu yana bütün Türkiye hükümetleri tarafından hak ettikleri ilgi ve alakayı görememelerinin , en tabi sorumlulukların dahi  yerine getirilmemesinin veya  Türkiye’nin hataları ve bazı kabulleri yüzünden içine düştükleri psikolojik çöküntüden kurtulabilmiş değiller. Başından günümüze kadar Türkiye- Irak arasında yapılan en üst düzeyde -Cumhurbaşkanı ve Başbakan- yapılan ziyaretlerin ikisini üçünü hariç tutarsak bu ziyaretlerin hiçbirisinde Irak Türkmenleriyle bir araya gelinmemiş , hatta Irak Türkmenlerinin durumu yapılan ziyaretlerin , diplomatik ilişkilerin gündem maddeleri arasına dahi alınmamıştır. Kürtlerin siyaseten aldıkları mesafe, uluslararası destekle geldikleri aşama bu durumu daha da kötü hale getirmiştir.
Diğer yandan Şii-Sünni ayrışmasının giderek keskin hale gelmesi de Türkmenler açısından ciddi bir güç kaybına yol açtı.
Her şeye rağmen Türkmenler, Irak siyasetinin en önemli aktörlerinden birisi olmaya hala aday. Ancak bunun için mevcut şartları daha doğru analiz etmeleri, soğukkanlı davranmaları, geçmişteki duygusal yaklaşımların dışına çıkarak kendi siyasi duruşlarını belirlemeleri gerekiyor.
Elbette Türkiye’nin de bu duruşa dikkatle , hassasiyetle ve geleceğe bakan bir yaklaşımla destek vermesi gerekiyor. 2006’dan sonraki dönemlerde Türk hükümet yetkililerin Irak Türkmen bölgesine yaptıkları ziyaretler , Irak Türkmen Cephesi lideri Erşad Salihi’yi sahiplenmesi , Irak Anayasasında Türkmenlerin siyasi, hukuki ve kültürel haklarının verilmesi yönünde attığı adımlar , bu yönde alınan mesafeyi gösteriyor. Ne yazık ki Irakın asli unsuru olan Irak Türkmenleri en doğal halklarına hala kavuşamamıştır. Mücadele devam etmektedir, edecektir.
Ama yolun çok uzun, mücadelenin zorlu ve çetin olduğunu  unutmamak kaydıyla. Geçmişin hatalarına düşmeden, yeni bir gelecek tasavvuru ile.