Bu yazımda siz okurlarıma aykırı bir düşünce temsilcisi gibi gösterilen Ömer Hayyam’dan bahsetmek istiyorum.
Ömer Hayyam Horasan eyaletinin merkezi Nîşâbur’da doğdu. Hayyâm kelimesi ‘çadır yapımcısı’ anlamına gelmekle birlikte onun İran’da yerleşmiş Arap asıllı Hayyâmî kabilesine mensup olmasıdır
Ömer Hayyam Şems-i Tebrizi ve Mevlana hayranıdır. Necmeddin Daya onu bir mistik arkadaşı olarak değil, ahirette cezalarını bekleyen özgür düşünceli bir bilim adamı olarak görmektedir.
Dünya bilimine olumlu katkıları olmuş olan Ömer Hayyam oldukça ünlü bir şairdir. Tarihte ki ilk savaş karşıtı açıklamayı yapan kişi de Ömer Hayyam'dır.
Ömer Hayyam, Hasan Sabbah ve Nizamül Mülk ile aynı medresede kalmış ve eğitim almıştır. Kendisine büyük ilgi gösteren Selçuklu sultanlarının, Vezir Nizâmülmülk’ün saraylarında görev yapmayıp, onların haksız emirlerine kaşı çıkmıştır, bilimsel araştırmalara yönelmiştir.
İbn Sînâ ekolüne mensup bir âlim olduğu kabul edilen Ömer Hayyâm cebir, geometri, astronomi, fizik ve tıpla ilgilenmiş, müzikle uğraşmış, ayrıca adını ölümsüzleştiren rubâîlerini kaleme almıştır.
Hayyâm’ın hâfızasının kuvvetli olduğu, dil bilimi, fıkıh, tarih, riyâziye, tıp ve diğer aklî ilimlerde geniş bilgi sahibi olduğunu bilinmektedir.
Necmeddîn-i Dâye onun hakkında “Bahtsız bir filozof, Allahsız ve maddeci” demektedir. Ömer Hayyâm, Batı’da Doğu’nun en fazla hayranlık duyulan şairi ve en tanınmış âlimlerinden biridir.
Ömer Hayyam’a ait olduğu ifade edilen aşağıdaki şiirler ona ait olduğunu söyleyenlerin yanında, onun değildir diyenlerin olduğunu tespit ettim. Öyle değilse bile günümüzün sıkıntılarını dile getiren bazı şiirlerini sizlerle paylaşmak istedim;
“Dünyayı süslediler, bir şey kalmadan.
Bu süslere inanma, akıl olmadan.
Giden de çok dünyadan, gelen de ama;
Sen payını al ondan, seni almadan!
"Gün gelir...Hırsızlar zengin...Metresler eş...
Serseriler adam olur...Odundan kapı, taştan saray olur...
Gün gelir. Çivisi çıka dünyanın.
Konuşamayanlar hatip. Şifa veremeyenler tabip…
Yazamayanlar kâtip olur...
Ama yine öyle bir gün gelir ki... işler ters döner
Aldatan, bir gün sadakat için...Çalan, bir gün adalet için...
Döven, bir gün şefkat için yalvarır…
Piyon’ deyip geçme, gün gelir şâh olur...
Şâha da fazla güvenme… Gün gelir mat olur.
İnsan yaratıcısına bile nankör iken sana vefalı mı olur...?
Oluruna bırak her şeyi bak neler neler olur...Bahar biter kış olur...
Gün biter gece olur... Söz biter sükût olur...
Zenginlerde metelik, güzellerde cemâl, güçlülerde kuvvet kalmaz olur…
Hayaller kaybolur...Ümitler yok olur...
Hayat bazen boş olur, saçma olur, çekilmez olur, yalan olur...
Gün gelir ki sen bakmazken her şey hallolur…
Öyle bir gün gelir ki: Hayat biter son olur...
Gün artık gelmez olur.
Adil davranmadıktan sonra, Hacı, hoca olmuşsun kaç para?
Hırka, tesbih, post, seccade güzel ama; Tanrı kanar mı bunlara?
Tertemiz geldik yokluktan kirlendik;
Sevinçle geldik dünyaya, dertlendik" diyor,
Bazı akademisyenler Hayyam'ın şarap ve sarhoşluk alışkanlığının Sufi geleneğine, Mevlana ve Hâfız-ı Şirâzî'nin eserlerinde ifade edilen şekilde uygun olduğunu ileri sürmektedir.
Ama şu gerçeği asla unutmamak gerekir; insan yanlış yapmaktan değil, yanlış anlaşılmaktan korkmalıdır.
Yanlış yaptıysanız özür dilersiniz, sorun çözülür. Yanlış anlaşılmanın çaresi yoktur...
KAYNAKLAR And›, M. Fatih, “Türkçede Rubâiyyât-› Hayyâm Tercümeleri”, Edebiyat Arasltirmalar› - Istanbul 2000. ‘
Yakup Kenan, Ömer Hayyam ve Rubaileri: İran Edebiyatına Toplu Bir Bakış, İstanbul 1968, s. 69-90.

