Hüseyin Döngel


MANKURTLAŞ(TIR)MA- 3

Neden mankurtlaştırıyorlar?


Mankurtlaştırma işini mankurtlaştırıcılar yapar. Peki mankurtlaştırıcılar, bu işi niçin yaparlar? Bu  işe soyunmuş kişi veya farklı çevrelerde konuşlanmış gruplar , toplum üzerinde   üstünlük kurmak, kendi lehine her alanda avantaj elde etmek ,toplumu dizayn edecek politikalar  belirleme gücüne sahip olmak ve uluslararası güçlerin emellerine hizmet etmek gibi birtakım  amaçlar için yaparlar.
Mankurtlaştırma , aynı zamanda eğitim ve kültür politikalarını belirleyenlerin yapabileceği bir ahlâksızlık ve insanlık suçudur. 


Mankurtlaştırmanın hangi araçlarla ve nasıl yapıldığını bir kısmını  yukarıda belirttim. Ama neden? Neden birileri ötekilerini mankurtlaştırır? Kısa cevabı şu: Etkisiz hale getirip sömürmek için! Bunu biraz daha açıklamak gerekirse şu sınıflama yapılabilir:
 
Sebeplerden ilki uluslararası rekabettir. Daha etkili olan devletler (emperyalist devletler de denilebilir) sömürge haline getirmek istedikleri ülkelerin eğitim ve kültür politikalarını bir şekilde tahrif veya tahrip ederek onları etkisizleştirir.
Böylece hem muhtemel bir rakipten kurtulur hem de zihnini sömürgeleştirdiği insanların , sömürge olduklarının farkına varması engellendiğinden sömürü süreklilik kazanır,bu durumda da toplumlar sömürgecilerin cenderesinden  kurtulma çabasına giremez.

 
Mankurtlaştırma sebeplerinden ikincisi sınıflar arası rekabetten kaynaklanır. Ülke içinde ekonomiye hâkim olan sınıf büyük ölçüde sosyal ve siyasi  politikaların belirlenmesinde de etkilidir. Etki ve gücünü sürdürmesi diğer sınıfların mankurtlaşmış olmasına bağlıdır. Bu hâkim sınıf komprador olduğundan mankurtlaştırmayı işbirliği halinde olduğu emperyalist merkezlerle birlikte yapar.
 
Bir başka sebep toplum mühendisliği yapanların cehaleti ya da yanlış bilgi kullanımıdır. Bunlar toplum içinde birer köprü başıdır. Amaçları , kendilerince toplumu kesip biçmek , zihinlerinde oluşturdukları toplum tasavvuruna göre topluma yön vermek  ve toplumu şekillendirmektir. Bu köprübaşları (yerine göre aydınlar, bir kısım bürokrasi, yönetici kadrolar vs) başka türlü olmasının mümkün olmadığına inandıklarından bilinçli veya başka bir akla hizmet ettiklerinin bilinçsizliği içinde ama bilim adına, vatan millet adına bu işe koyulurlar, baş koyarlar. Neticede dış çevrelerle ile sürdürmek zorunda olduğumuz ilişkiler çerçevesinde bir sistem oluşturulmak  istenir. Genellikle millilik vasıflarını kazanamamış veya zihni  az gelişmiş aydınlarlar bu işe ön ayak olurlar.Bunlar ya aydın olma niteliklerini taşımadıkları halde o sıfatı edinmiş ya da devşirilmişlerdir. İyi niyetli olanları yarı cahildir. Geçmiş, şimdi ve gelecek arasındaki bağlardan habersizdirler ve çağın ortaya çıkardığı gelişmeleri ülke çıkarları açısından irdeleyemezler. Yorumlayıp sağlıklı bir değerlendirme yapıp bir çakarım elde edemezler. Çareyi ve çözümü hegonomik güçlerin dayatma ve tezlerini bir deli gömleği gibi toplumun hafızasına , düşünme ve algılayış biçime giydirmekte ararlar. Satın alınmış veya kiralanmışların ise zaten içinde bulundukları ülkeye hizmet etmek gibi bir dertleri yoktur hatta milli çıkarlarımıza uygun olan her şeyi yıkmaya çalışırlar. Onlar millet adına değil dışardaki merkezler adına faaliyet yürütürler. Bu aydın (!) grubu ekonomi, siyaset, eğitim , kültür , din , toplumsal hayat gibi hayati konularda düzenlemelerin nasıl yapılması gerektiğini tasarlayıp toplumun geleceğini biçimlendirirler. Niyet bozukluğundan ya da yetenek yoksunluğundan  yanlış planlamalarla insanları / toplumu yanlış yönlendirirler.
 
Bir de gayretkeş mankurtlar vardır ki bunlar da toplumun geri kalanını mankurtlaştırma çırpınışındadır.  Bu tipler mankurtlaştığının farkında dahi değildir ve herkesin kendisi gibi olması için elinden geleni yapar. Saftır, iyi niyetlidir fakat ne yaptığının farkında değildir. Tabiri caizse kaş yapacağım derken göz çıkarırlar.
Ne yazık ki ülkemizde yukarıda anlatılanların hepsinden bol miktarda bulunmaktadır.