Artık işin sonuna geldik. Bu saatten sonra ne yaparsak yapalım, kim ne söylerse söylesin değişimin olmayacağı bir takvime girdik. Transfer tahtası konusunda bir ‘açıldı’ diyoruz sonra bir bakıyorum ki, başka bir dosya önümüze gelmiş onu çözmeye çalışıyorlar. Allah aşkına bu işin bir sonu yok mu? Bu kadar dosya olana kadar bu kulübün başında bulunanlar ne yapıyorlarmış? Anlam veremediğim ise herkesin dosya sayısına odaklanmış olması. Kimse memlekette bu kadar takım varken hiçbirisinin bu kadar dosya ile uğraşmıyor olması! Bu nedenle de kimse ‘bu hal ne’ diye sormuyor. Ben mi yanlış düşünüyorum bilemiyorum. Yahu bu kadar dosya yığılana kadar, kim nerede ne yaptı diye sorsak nasıl olur? En azından hatası olanlar diyeceğim ama hata yapmayan kalmamış ki. Bir takım bir sezonda kaç tane transfer hatası yapar ki? Veya sorunlu ayrılık yaşar ki?
Arkadaş tüm sıkıntılı futbolcular bize mi gelmiş? Ya da bizim kulübün başındaki yöneticiler mi sıkıntılıymış? Diyorum ya anlam vermekte zorlandığım bir konu.
Tüm bu başlıkların daha sonradan yeniden gündeme geleceğini belirterek aslında daha önce de belirttiğim gibi Gaziantep maçına odaklanan takımımıza bakmamız gerekiyor. Eldeki imkânlarla mevcut kadro ile rakibin karşısına çıkacak olan temsilcimizde tek hedef taraftarı önünde galibiyetle sahadan ayrılmak. Bu konuda taraftara da büyük iş düşüyor. Cumartesi günü saat 17:00’da oynanacak olan karşılaşma için taraftarın tribünde yerini alması gerekiyor. Bu karşılaşmada alacağımız bir galibiyet ilerisi için bize büyük bir motivasyon sağlayacaktır. Ancak rakibin de değişim yapmış bir halde karşımıza çıkacağını unutmamalıyız. Kaldı ki rakibin başında yer alan teknik adam da daha öncesinden Kayseri’den adını duyurmuş bir çalıştırıcı…

