Süper Lig'de oynanan Bellona Kayserispor-Adana Demirspor karşılaşması ile ilgili neyin değerlendirmesini yapacağımı şaşırdım. Aslında maç sonrasındaki bölümleri yaşamamış olsaydık, karşılaşmayla ilgili durumu değerlendirebilirdik. Daha öncesinde de söylediğim gibi kaybedecek hiçbir şeyi olmayan bir takım, her zaman için tehlikelidir. Adana Demirspor'un bu ligde kaybedecek bir şeyi yok. Maçta bizim de isteksiz oluşumuzu değerlendiren rakip büyük bir çaba ve gayretle beraberliği almasını bildi. Öncelikle biz ilk yarıdaki oyunumuzu değerlendirelim. Ondan sonrasında rakibin yerden kalkmaması veya maçtaki duraklamalardan söz edelim. Kayserispor’lu futbolcular ilk yarıda sahada nasıl bir görüntü verdiler ki, bu maçta galibiyeti hak eden biziz diyebilsinler? İkinci yarı baktılar ki pabuç pahalı, mecburen koşup mücadele etmeye, rakip kalede gol aramaya çalıştılar.
Futbolla ilgili çok şey söyleyebiliriz. Özellikle maç sonrasında yaşananlar tüm Türkiye'deki spor kamuoyunda konuşulan ilk konu olma özelliğine sahip oldu. Taraftar tarafından bakmaya çalışıyorum, Kayserispor yönetimi tarafından işi değerlendiriyorum, içinden çıkamıyorum. 2 taraf boyutunda da, galibiyet isteniyor. İki taraf da kazanmak istiyor. İki taraf da morallerin yükselmesini istiyor. Taraftar kaybettikleri için stada geldiğine ve haftayı üzüntülü kapadığı için hüsranını istifa tepkisiyle dile getiriyor ki bu da bir grup taraftar tarafından dile getiriliyor. Bir grup taraftar da teknik adama istifa çağrısında bulunuyor. Kazanacağına inanan ancak puan kaybı yaşayan takımın taraftarının bu tepkisine gayet normal olan bir durum denmelidir. Kayserispor yönetimi tarafından bakınca da, hafta içerisinde mali problemleri aşmak için çalmadık kapı bırakmadı. Oradan buldu, buradan buldu, borçları kapamaya çalıştı. Futbolculara prim desteği sağlamaya çalıştı. Sağladı da sağladı ve galibiyeti kaçırınca onların da tansiyonunun bir anda yükselmesine normal denilmelidir. Yönetim olarak hem de küfe onların omuzlarındayken, tepkiler biraz daha abartılı hatta karşılıklı tartışma da olabilir. Başkan Çamlı’nın taraftarla karşılık diyalogları konusunda bu kadar yükü konuşunca ‘normal’ söylemi dilime geliyor. Ama hatası; söylediği sözlerde karşı tarafa hakaret olayınadır ki, buna hiçbir kimsenin hakkının olmadığını belirtmeliyim. Tabii birazcık da sözlü tartışmalar karşılıklı olunca, tansiyon daha da yükseldi. Burada Kayserispor Başkanı’nın sadece ve sadece bir hatası var, bir kez daha belirtmek isterim ki, o da söylemlerindeki yakışık almayan ‘soysuz’ ibaresidir. Taraftar tepki gösterebilir, yöneticiler bunu iyi bilirler. Bir de sabun köpüğü gibidir bu tepkiler. Gelecek hafta kazanınca her şey biter o taraftar seni baş üstünde taşır.
Yöneticiler de, gayet normal bir şekilde, ‘kardeşim parasını da verdik, pulunu da verdik ama biz de galibiyet almak istiyoruz, biz bu derdi niye çekiyoruz’ diyebilir. Bunlar normal hatta istifa diyenlere, ‘arkadaşlar kendileri yönetsin veya getirsinler babaları yönetsin’ de çok rahat bir şekilde söyleyebilir’ ki söyledi de, ancak tepki gösteren grup için ‘soysuz’ ibaresini kullanması başına büyük iş açabilir. Hem hukuken hem de vicdanen. Bu yüzden yapmış olduğu bu hatadan umarım en kısa sürede döner diye düşünüyorum. Başkan Ali Çamlı’nın şeker nedeniyle bazen tansiyonu yükseliyor, bazen sıkıntılar yaşayabiliyor, gayet iyi anlayabiliyorum. Ama böyle durumlarda en doğrusu, karşılıklı diyalogdan kaçınarak sessiz kalmasını bilmelidir. Bu da benim naçizane kendisine tavsiyemdir.
Bu arada şu notu iliştirmeden yazıyı tamamlamak istemiyorum. Aslında çok şey konuşulur da, neyse diyerek sadece siyasetin spor içerisinde olduğunu her zaman söylüyorum. Lakin bu kadar çetrefilli bir ilişki yumağını herhalde başka bir şehirde yaşamıyoruzdur. Bir siyasetçi bu takımdan ne umabilir diye sorabilirsiniz veyahut da buralarda herhangi bir maddi imkân var mı diye de düşünebilirsiniz. Bunların hepsi tartışılabilir. Ama şunu söylemek isterim ki, Kayserispor’da farklı oyunlar oynanmaya çalışılıyor. Taraftarın bu yüzden mevcut yönetimle ilgili söylemlerinde birazcık daha düşünmelerini isterim. Ali Çamlı’yı ben de çoğu zaman eleştiriyorum. Ama kulübün mali yapısı ve diğer konular beni çoğu kez düşünceye itiyor. Bu yüzden yönetimle ilgili bir söz söyleyeceğim zaman, 2 hatta 3 kez düşünmeye çalışıyorum. Televizyon programında da söylediğim gibi ‘2-3 hafta geçsin konuşuruz’ diye. Kaldı şurada iki hafta. İki hafta sonrasında bazı konular artık açıklanmalı diye düşünüyorum, vesselam…

