Kayserispor’un evinde Başakşehir karşısında aldığı 3-0’lık mağlubiyet, sadece bir skor yenilgisi değil; sahaya, kulübeye ve yönetime yazılan ciddi bir uyarı niteliği taşıyor. Tribünlerin maç boyunca ve sonrasında yükselen tepkisi de bunun en net göstergesi oldu. Çünkü bu şehir futbola yabancı değil, bu şehir mücadeleyi tanır ve sahada ruh görmediği zaman da sessiz kalmayarak tepkisini hemen her platformda gösterir. Başakşehir karşısında izlediğimiz Kayserispor, geçtiğimiz hafta Beşiktaş deplasmanında ortaya koyduğu oyunun neredeyse yüzde 10’unu bile sahaya yansıtamadı. Bu kadar kısa sürede bu denli keskin bir düşüş yaşanıyorsa, bunun sorumluluğunu sadece futbolcuların omuzlarına yüklemek kimseyi kurtarmaz. İlk 11 tercihleri, oyuncu değişiklikleri, oyuna müdahale zamanı ve planı gibi konularda teknik heyetin ciddi bir sorgulamadan geçmesi gerektiği açık bir şekilde ortadadır. Takıma yapılan takviyeler de ayrı bir başlık. Transfer ‘yapmış olmak için’ takviye yapılmaz. Sahaya yansımayan, oyunun gidişatına etki etmeyen her hamle sadece zaman ve kaynak kaybıdır. Bu noktada yönetime de önemli bir parantez açmak gerekiyor. Sezon başında ‘para yok’ denilerek oluşturulan bu kadronun tüm yükünü bugün sadece teknik heyete ya da futbolculara yıkmak adil olmaz. Plansızlığın, günü kurtarma anlayışının ve geç kalınan kararların bedelini bugün saha içinde izliyoruz. Sezon başında ‘para yok’ denildiğinde düştükten sonra tekrar çıkmanın ne kadar çok paraya ihtiyaç olacağını unutmamalıyız.
Maç sonrasında her fırsatta takımın yanında olduğunu dile getiren MHP Kayseri Milletvekili Baki Ersoy’un yaptığı açıklama ise bu sabrın artık sınırına gelindiğini açıkça gösteriyor. Bu açıklama, sadece bir kişiye ya da bir kuruma değil; yönetimden teknik heyete, sahada vurdumduymaz tavırlar sergileyen herkese yönelik bir mesaj niteliği taşıyor. Bu şehirde herkesin söyleyecek sözü var ve artık o sözler yüksek sesle dile getiriliyor.
Belki de bu noktada düşünülmesi gereken en önemli başlıklardan biri, teknik ekibin yapısıdır. Bu kadroyu, bu ligi, bu şehrin dinamiklerini bilen bir Türk yerli antrenörün teknik ekip içinde yer alması Kayserispor adına önemli bir kazanım olabilir. Sahadaki sorun sadece kondisyon ya da yetenek meselesi değil; bilgi, tecrübe ve doğru yönlendirme eksikliği de ciddi şekilde hissediliyor. Yerli futbol kültürünü bilen, kriz anlarını yönetebilen bir isim bu takıma denge getirebilir.
Bu hafta herkesin şapkasını önüne koyup uzun uzun düşünmesi gerekiyor. Yönetim, teknik heyet ve futbolcular… Çünkü Kayserispor bu şehrin en büyük markasıdır ve bu marka sahada bu kadar kolay yıpratılmamalıdır. Tribünler sabırlıdır ama karşılığında mücadele ister. Aksi halde bu sessizlik, daha gür tepkilere ve sonrasında da ise söylemlerin havada uçuştuğu yeni ortamlara dönüşür vesselam.
KAPI ARKASI FISILTILAR
⇒ Bir hastanemizin başhekiminin yakınları hastanede kadrolaşma yolunda ilerliyormuş…
⇒ Beş siluet, tek kare… Pırlantadan daha çok soru barındıran bir fotoğraf…
⇒ Rüzgâr yön değiştirince saf da değişti. Redden sonra gelen sadakat, soru işaretini büyüttü. Sıra şimdi kimde? denilmeye başladı…
⇒ Ercan Sarıkaya tek aday oldu ve kazandı. Bu durum karşısında bazılarının karnı ağrımış. Karın ağrısı iştahsızlık yapmaya başlamış…

