Son günlerde öylesine boş kelamlara rast geliyorum ki, işin neresinden bakılacağını bazen şaşırıyorum. Daha önce de bu konu hakkında çok yazı yazdım. Bugün bir kez daha şöyle son günlerin toparlaması olarak paylaşımlarda bulunacağım. Konumuz Kayseri Şeker Fabrikası. Aslında Kayseri Pancar Ekicileri Kooperatifi’nin büyük hisse sahibi olduğu ‘Kayseri Şeker’ diyelim. Burası o kadar verimli bir fabrika ki kredilerin haddi hesabı olmasa da, yine de mali olarak adından sıkça söz ettiriyor. Tıp ki işin başında yer alan isimlerin uzun zamandır adından sıkça söz ettirdiği gibi. Kamuoyunda her kafadan bir ses çıkıyor ama hala siyasetçilerin bu konuda bir söylemine rast gelmiyorum. Bazı gazeteci arkadaşlarımızın yazılarına bakıyorum eldeki belge-bilgi diyorlar şaşırıyorum. Ben şaşsam da acaba bu memleketin Valisi başta olmak üzere diğer siyasetçileri neden bu söylemler karşısında şaşırmıyorlar anlamıyorum.
Kayserispor konusunda Kayseri Şeker Fabrikası’nın sponsorluğunu bilmeyenimiz yoktur. Aslında işin başında yer alan zat daha önceki yönetimi ‘spor kulüplerine sponsorluklar yapıldı’ diye bayağı eleştirmişti. Ama döndü durdu ve geldiği nokta yine aynı sokağa çıktı. Buna da hadi bir anlam veririm. ‘Şehrin bir değerine katkı’ derim.
Bir konuşmasında ‘nemalanamayan gazeteciler yazıyor çiziyor’ demiş. Evet, grup olarak nemalanmadığımızı gönül rahatlığı ile açıklıyorum… Ancak, bu çok kötü bir açıklama anlayana. Nitekim bir gazeteci bir yerden destek alsa da almasa da her zaman doğru bildiğini yazıp çizmelidir.
Diğer yandan eski yönetim kurulu üyesi Metin Demircan tarafından hemen hemen her gün afişe edilen olaylar karşısında ise ne diyeceğimi şaşırıyorum. Demircan’ın son olarak siyasetçiler özelindeki yazısına bakınca sizlerle paylaşmak istedim. Bakın neler söylüyor: “Gelelim şehrin siyasilerine. İYİ Parti’den başlayalım. Önceki dönem il başkanı Şeker’le ilgili ufak bir dokundurma yapmıştı. Sayın milletvekili Dursun Ataş’ın aynı gün bir başka partilisini arayarak, il başkanı için ‘bu konulara girmesin’ uyarısıyla sesi kestirildi.
CHP Milletvekili Sayın Arık, güya sözde muhaliflik yapmak için ota çöpe konuşurken, Şeker’le ilgili tek kelam edemedi. En azından işlerinden edilen işçiler için konuşmalıydı. Hani CHP emekçi bir parti ya… Tabi il yönetimi için de geçerli bu sözüm.
MHP’ye gelince bu şehirde bana göre milletvekilliği yapan vekillerin en ön sırasında yer alan, her konuyu dile getiren, vatandaşın sesi olmaya gayret gösteren, Sayın Baki Ersoy’dan da tek söz eleştiri duymadık.
MHP’ nin mazereti (doğruysa)’genel başkanımızın talimatı var, Şeker’e bulaşmayın’ sözü. MHP camiasında siyaset yapan birçoğu arkadaşım olan kişilere soruyorum; daha önce yazmıştım, fabrika yönetim kurulu hadsizin biri, camianın tamamını kapsayan bir hakarette bulunuyor, “Fatiha’yı bilmezler, namaz kılmayı bilmezler, biz geldiğimizde mescitten çıkmaz oldular, bıyıklarının uçlarını kestiler ama biz onların ülkücü olduğunu, kestikleri bıyıklarının altındaki beyazlıktan anlıyorduk vb.” gibi çirkin laflar sarf ettiği sözleri, genel başkan duymuş olsa, bırakın karışmayın demeyi, eminim taş üstünde taş bırakmazdı. Sizler bu sözün söylendiğinden ve doğruluğundan emin olduğunuz halde neden bir tek kişiden ses çıkmadı, çıkmıyor? Yolsuzlukları hırsızlıkları söylemiyorum bile.
Gelelim AK Parti’ye, önceki dönem vekillerinin ses çıkartmamış olmalarını anlıyorum.
Sayın Haseki Bakan hariç. Sonuçta çok şey söylendi, yazıldı haklarında. Sayın Haseki Bakan’ın ve eski il başkanı, yeni vekil olan Sayın Çopuroğlu’nun burayla ilgili hiçbir şekilde akçeli işlerinin olmadığını net bilen bir kişiyim. Mesafeli durmaya çalıştıklarını da biliyorum. Fakat bu tepkinin yetersiz olduğunu bilmelerini isterim. Burada bir yanlışlık varsa dile getirmeli, bütün siyasiler el atıp çözümünü ortaya koymalı.
Daha önce de yazdım bütün herkes duymazdan gelmeye çalıştı. Bir kez daha sesleniyorum. İlimiz siyasi ve bürokratları, sizlerin tamamını Tokatlı siyasi ve bürokratları ile kıyaslayarak Tokatlıların kendilerini el üstünde tuttuklarını, Kayserili siyasi ve bürokratların ise fabrikayı nasıl köşeye sıkıştırıp da faydalanırız hesapları yaptıklarını, hatta önde gelen bir siyasi için, insan olmadığını önce insan olması gerektiğini, ben değil taş gibi arkasında durduğunuz boy boy resim çektirdiğiniz kişi söylüyor. Ben sadece söylenenleri yazıya döküyorum. Bu yazdıklarımın doğruluğundan şüphe duyan olursa beni arasın belgesini önüne koyarım.
Saygılarımla.”
Bu sözlerden sonra sanırım cevap hakkı için sayın siyasilerimizden gelecek açıklamaları beklemeliyiz, ne dersiniz?

