Mustafa GÜRBÜZ


Kayseri OSB seçiminde adaylık ve fısıltılar…

Kayseri OSB seçiminde adaylık ve fısıltılar…


24 Haziran’a sayılı günler kaldı. Daha önce yazılı bir açıklama ile Kayseri OSB Başkanlığı’na adaylığını açıklayan Tahir Nursaçan’dan sonra şimdi de Mehmet Yalçın adaylığını, kalabalık bir sanayicinin katıldığı sabah kahvaltısında yaptı. Daha öncesinden hatırlayacağınız gibi bu konuda bir yazı yazmış ve ittifakın adayı olduğunu ima etmiştim. Bu söylemimin doğru olduğunu hala iddia ediyorum. Yani anlayacağınız sanayicisi veya siyasetçisi ile Mehmet Yalçın da ‘adayım’ dedi. Toplantıda bazı konu başlıklarını not aldım. Özellikle bu konu başlıklarından söz ederken, bir bölümü Tahir Nursaçan ve ekibinin daha önce yaptığı ancak muhalefet tarafından hoş görülmeyen işlerin bitişi ile ilgiliydi. Diğerleri ise yine yapılacak olan yani devam niteliğinde işlerin anlatımıydı. Öncelik isterseniz bu açıklamalara değinelim sonrasında ise sanayicilerin arasındaki diğer fısıltılara bir kulak kabartalım. Sayın Yalçın ‘sanayicileri kucaklayan, ayrım yapmayan, aidat almayan’ bir yönetimden bahsetti. Yani daha öncesinde de yine gördüğümüz kadarıyla Tahir Nursaçan da ayrım yapmadan, aidat almadan iş yapacağız diyordu. OSB’nin kapısı her zaman açık olacak dedi ki, bu konuda son zamanlarda Tahir Nursaçan ve ekibinin seçimler geçtikten sonra bazı muhalefetteki sanayicilere kapıları kapattığı iması yapılıyordu, bu da sanırım ona bir cevaptı. ‘Yönetim ve denetim birlikte toplanacak ve çoğunluğun kararı’ derken Sayın Yalçın, burada bir gönderme de daha bulundu. O da Sayın Nursaçan’ın birçok konuda baskın rol üstlendiği ve kararlara etki yaptığından söz ediliyordu. ‘Ben ben’ demeyeceğiz iması var ki, buna ne farklı bir yaklaşım, ne de farklı bir yorum yapmak istemem. Mesela Sayın Yalçın ve ekibinin karşı olduğu bazı projeler var ki, Dubai Projesi vs. bazıları bu konuda da ‘sanayicinin işine gelmeyen işlerden derhal vazgeçeceğiz’ denildi. Ha bu arada bence olmayacak bir dua da yapıldı. O da OSB’nin genişlemesinden ve arsa üretilmesinden bahsedildi ki, bu şimdilik imkânsız bir durum diye biliyorum. (Bunu kendileri de iyi biliyor.) Daha öncesinde de olduğu gibi sektörel toplantılardan, konuları dışında dışarıdaki kuruluşlardan yani kamu kurumlarından bilgi ve destek istenmesine kadar birçok olaya dikkat çekildi. Ha bu arada bir de Sayın Yalçın, sanayinin kurulmasında emeği olan yaşça büyük sanayicilerimize de iş düşüyor dedi ki, ‘Ak saçlı İstişare Kurulu’ gibi bir oluşumdan da bahsetti. Yani benim toplantıda çıkarttığım özet bu şekilde. Sadece bu toplantıda olanı anlattım ama birde sanayiciler arasındaki fısıltılara kulak kabartalım. ‘Bu köprünün altından daha çok su akar’ derken, aslında buna şimdi anlatacaklarımı işaret etmek istemiştim. Bakınız burada siyaset bir seçim için yeniden devrede diye eleştiri yapanlarımız vardı. Bu eleştirileri şimdi başkaları yapmaya başladı. Bu sefer siyaset oku başka kişilerin elinde. Daha öncesinde “OSB’ne Sahip Çık Platformu” sanayicinin işine siyaset karışırsa biz olmayız diyordu, şimdi işin boyutu nasıl gerçekten merak ediyorum? Aslında bu o kadar da konuşulacak bir fısıltı değil. Ben bunu sadece sanayicinin fısıltılarından aktarıyorum. Yoksa ‘sanayicinin de bir gün işi siyasiye, siyasinin de sanayici düşer’ diyenlerdenim. Asıl burada konuşulması gereken konu var ki, nasıl bakılmalı bilemiyorum. Siyasetten daha çok mikro milliyetçiliğin konuşulmaya başlaması ve yönlerin bu doğrultuya doğru kaydırılması bu seçimi nasıl etkileyecek bilemiyorum. Eğer ki her iki tarafta işi bu noktaya getirir ise zorlu bir seçim olur. Bu olayın yönü dediğim şekilde mikro milliyetçilik (Hemşericilik) olayına doğru kaydırılırsa kaybeden ‘Kayseri’ olur. Ne yazık ki kapalı kapılar ardında bu konu almış başını gitmiş. Bir tarafta siyaset vurgusu, bir tarafta hemşericilik vurgusu bakalım daha neler olacak? Kazanan ‘Kayseri’ olsun diyorum.

Mevcutta yer alan Mehmet Yalçın’ın konuşması ve açıklamasına bakınca, sevinmedim dersem yanlış olur. Ne geçmişe, ne de şahsiyetlere herhangi bir söylemde bulunmadı. Hatta bunlardan uzak kalmaya çalıştı. Anladığım kadarıyla bu seçim bazılarının beklediği gibi kavga ve gürültü ortamından çok uzak, nezih bir seçim olacağı yönünde. Umarım bu ilkeden her iki adayda uzak kalmaz ama yine söylüyorum, bu köprünün altından daha çok su akacak gibi görünüyor. Hele işin yönü kaydırılmaya devam ettikçe daha çok fısıltı karşımıza çıkacak, benden söylemesi…

 

                                                                         ***

 

ERÜ’de Rektör Yardımcısı neden görevden alındı?

 

Erciyes Üniversitesi son günlerde farklı ve bir o kadar da her kesimin dikkatini çeken bir olayla gündemde. Bu durum öncelikle Rektör Prof. Dr. Mustafa Çalış olmak üzere, tüm çalışanları rahatsız ediyormuş. Bu yüzden rektör yardımcısının görevden alınmasının bu işle alakası olmadığını açıkça buradan belirterek yazıyı aktarmaya devam edeyim. Çalış Hoca, daha önce kendisinin göreve getirdiği bu rektör yardımcısı ile yaklaşık 1 yıldır anlaşamıyor, hatta arada bazı güven sorunları yaşadıklarını dile getiriyordu. İşte tüm olay buradan kaynaklı. Bu güven ortamı kaybolduğu için de kendi isteği ile göreve getirdiği kişiyle, yol ayrılığı yaşamak istemiş. Bence de yöneticilerin çalışmak istediği kişiyi seçme hakkı olmalı ve buna saygı duyulmalıdır. Yoksa iş sağlıkta yaşadığımız duruma dönmez mi? Öyle kamuoyunda köpürtüldüğü gibi ‘yok İzmir Marşı, yok başka işler’ denilmesin diye de, Cemiyet’e yaptığı ziyarette herkesin ortasında olayın aydınlatılması için bu konuyu açtım. Umarım üniversitenin nelerle uğraşması gerektiği konusundan daha çok, siyasetin nelerle uğraştığına odaklanırız. Ne de olsa Çalış Hoca da, mevcutta bir üniversitenin rektörü ve bence Kayseri’nin değil, bölgenin en büyük üniversitesinin yönetiminden sorumlu birisi…