Kayserispor’da öyle bir atmosfer oluştu ki, insan bazen sahadaki oyundan çok tribünlerde ve sosyal medyada koparılan fırtınayı konuşur hale geliyor. Gürültü o kadar arttı ki, sağduyunun sesi neredeyse duyulmaz oldu. Birinin ortaya attığı küçük bir söylem, birkaç saat içinde büyüyor, şekil değiştiriyor ve en sonunda söyleyenin bile inandığı bir ‘gerçek’e dönüşüyor.
Teknik adam konusunda bilen de konuşuyor, bilmeyen de… Peki bir teknik direktörün gitmesi için ne gerekir? Sadece ‘gitsin’ demek yeterli midir?
Ortada 1,5 yıllık bir sözleşme var. Yaklaşık 750 bin Avro’luk bir alacaktan söz ediyoruz. Bu rakam, zaten mali açıdan zorlanan bir kulüp için küçümsenecek bir meblağ değil. ‘Bırak gitsin’ demek kolay. ‘Yenisi gelsin’ demek daha da kolay. Ama iş o tazminata gelince, herkes susuyor. İşte asıl mesele tam da burada başlıyor.
Evet, sezona istenildiği gibi bir başlangıç yapılmadı. ‘Eldeki imkanlar’ denildi, sabır çağrıları yapıldı. Ancak gelinen noktada saha sonuçları tatmin etmedi ve etmeyecek gibi de görünüyor. Üstelik teknik heyetin de hataları kabullenme noktasında net bir tavır ortaya koymadığı yönünde bir algı oluşmuş durumda. Bu da taraftarın sabrını zorluyor.
Fakat şunu unutmamak gerekiyor. Değişim sadece istemekle olmaz. Değişimin bir maliyeti vardır. Eğer gerçekten bir değişim isteniyorsa, bunun finansal zemini hazırlanmalı. Kaynak oluşturulmalı. Plan yapılmalı. ‘Düğmeye basmak’ bir refleks değil, bir strateji işidir.
Öte yandan önümüzde Göztepe maçı var. Takım kümede kalma mücadelesi verirken, futbolcuların ve teknik ekibin zihni bu kadar karışıkken sahaya nasıl odaklanacaklarını da düşünmek gerekiyor. Sürekli gündem üretmek, her gün yeni bir isim ortaya atmak, sosyal medya üzerinden kulüp içi tartışmaları büyütmek kime ne kazandırıyor?
Biz gerçekten takımın iyiliğini mi düşünüyoruz, yoksa gündemi kalabalık tutarak kendi sesimizi mi duyurmaya çalışıyoruz?
Eleştiri elbette olacak. Kimse başarısızlığa alkış tutmaz. Ancak eleştirinin yapıcı olması gerekir. Aksi halde kulübe fayda değil, zarar verir. Bugün Kayserispor’un en çok ihtiyacı olan şey; sağduyu, birlik ve somut çözüm üretme iradesidir.
Bekleyecek miyiz? Elbette hayır. Ama sabırsızlıkla değil, akılla hareket etmeliyiz. Eğer bir değişim olacaksa, bunun altyapısı hazırlanmalı. Kaynak bulunmalı. Alternatif isim netleştirilmeli. Aksi halde bir teknik adam gider, yerine gelen de aynı mali ve yapısal sorunların içinde kaybolur.
Kayserispor’un ihtiyacı olan şey gürültü değil; planlı bir yeniden yapılanma diye eklemek isterim.
Şimdi sorulması gereken soru aslında şu: ‘Biz bağırarak mı kazanacağız, yoksa akıl koyarak mı?’
KAPI ARKASI FISILTILAR
⇒ İlimizde yapılan fuarlara yenisi eklemek için sanayiciler çabalaya dursun yapılan ve sessiz sedasız kapılarını açan fuarların da kime nasıl hizmet ettiği sorulmaya başlamış…
⇒ Kayserispor için her kafadan bir sesin çıkmasına bazı çevreler ‘artık yeter’ denmeye başlamış. Kimsenin elini uzatmadan dışarıdan ahkam kesmesine ses yükseltilecekmiş…
⇒ Kayseri’de son günlerde sağlık hizmetleri konusunda meraklı bir bekleyiş başlamış. Hasta ve hastane sayısı konusunda yapılan çalışma hastanelerin sayıyı artık kaldırmadığı noktasında görüş ortaya konmaya başlamış…
⇒ Bir başkan mutlak ‘vatandaşa hizmet’ dese de yaptığı ile söylediğinin farklı hesaplar için olduğunu göstermesi ‘neyin hesabını yapıyor’ diye sordurmaya başlamış…

