Hüseyin Döngel


EMPERYALİZMİN KUŞAK PROJESİ - 1

Batının sanayi devrimiyle başlayan makinalaşma kabiliyetiyle elde ettiği iktisadi üstünlüğü kurdukları sömürge sistemiyle perçinlendi.


Akabinde bilimsel alandaki müspet   gelişmelerin motivasyonuyla bu çalışmalara hız verilerek sanayi ve teknoloji sahasında peşpeşe atılımlar birbirini takip etti. Böylelikle Batılı ülkeler, dünyanın geri kalan kısmının dikkatlerini çekerek kendilerine hayranlık duymalarını sağladılar . Ve asıl film bu noktadan sonra vizyona  girdi. 

Tarih boyunca Doğu ve Batı arasında çok yönlü bir rekabetin olduğu , rekabetten ziyade  ebedi bir düşmanlığın varlığı hepimizin malumudur. Asırlarca Doğunun ilim ve bilimde , kültür ve sanatta , edebiyat ve güzel sanatlar...gibi insanlığı ve medeniyeti yakından ilgilendiren alanlardaki üstünlüğünün gölgesinde , ezik bir biçimde yaşamaya mahkum olan  Batılı Hıristiyan dünya , içinde bulundukları durumdan çıkmanın  sürekli yollarını aradılar. Diğer yandan başta Türkler olmak üzere diğer Müslüman milletler tarafından uğradıkları yenilgilerin acısı zamanla çok yönlü bir kine ve nefrete dönüştü. 

19.yy’dan itibaren , aydınlanma çağının kendilerine sağladığı avantaj neticesinde Doğunun elindeki güç unsurlarını şarklı çocuğun elinden alıp coğrafyalarına taşımaya başladılar. Böylelikle bünyelerini kuvvetlendiren Batı dünyası ve bu dünyayı kontrol eden aileler, tiröstler , kilise ve din adamları, düşünür ve siyaset camiası Doğuyu her yönüyle ablukaya alarak parçalamanın veya tahakkümleri altına almanın yollarını aradılar. Oysaki Türk - İslam dünyası , hakimiyet sağladıkları  kıta ve coğrafyalarda farklılıkları zenginlik sayarak onlara hayat hakkı tanımış , asimile veya yok etme gibi bir düşünceye sahip olmamıştır. Türk- İslam medeniyetleri vicdan eksenli olarak yaşatıcı ve kucaklayıcı medeniyetlerdir. Batı medeniyeti ise kendisinden başka kimseye hayat hakkı tanımayan , yakıcı yıkıcı, yok edici prensipler üzerine kurulmuştur. Doğu medeniyetinin yetiştirdiği çocukların sahip olduğu vicdan ve karakter Batı medeniyetinin ve emperyalist zihniyetin çocuklarında asla olmadı.

 

Bunun dini , kültürel ,tarihi , siyasi , iktisadi ve psikolojik sebepleri vardır.

Birincisi , insani değerlerinde, toplumsal zihniyetlerinde  ve  medeniyetlerinin mayasında vicdan, sevgi ve hoşgörünün olmayışıdır. 

İkincisi , din ekseninde kendi inançları dışında kalan dünyaya karşı oluşan kin ve nefrettir. Hrıstiyanlık ideolojisini baskın kılmaktır.

Üçüncüsü , asırlarca yaşadıkları farklı sebeplerden kaynaklı yaşadıkları psikolojik ezikliğin intikamını alıp rahatlama duygusudur.

Dördüncüsü , daha çok zenginleşerek güçlerine güç katmak için dünyanın bütün hazinelerine ve zenginliklerine sahip olma hırsı ve düşüncesidir.

Beşincisi, kendi toplumları dışında kalan insanlığı  asimile etme ve beyinleri köleleştirerek sömürgeleştirme fikridir. 

Altıncısı , Türk düşmanlığıdır. Ve çok önemlidir.

Çünkü Türklerin  İslamla  müşerref olmadıkları dönemde de İslamla müşerref oldukları dönemden sonra da başlarına ne geldiyse Türklerden geldiği düşüncesinin bir iman derecesinde yerleşmesidir. Ebedi bir kin ve nefrete dönüşen bu düşünce nesilden nesile aktarılarak bugün de tüm canlılığını korumaktadır. Yine bu kin ve nefretin altında Türklerin  orta Asya steplerinden Batıya gelip yerleşmelerinin ve hükümranlık kurmalarının hazımsızlığı vardır. Onun için , Türkleri , Anadolu’dan atma ve  Orta Asya steplerine sürme arzusu canlı tutulmaktadır.

Yukarda saydığım sebeplerden dolayı , Batı dünyası , Türk - İslam dünyasıyla hep kavgalı olmuş, Türk- İslam ülkelerine kuvvetli saldırılar yapmıştır; ama arzu ettikleri muvaffakiyete erişememişlerdir.

Bu sebeple dışardan yaptıkları  saldırı ve taarruzlarla Türk milletini dize getiremeceğini veya teslim alınamayacağını anlayan emperyalistler, çözümü içeride  yapacakları tahribatta aramaya karar vererek şu iki temel hususta  birleştiler.

1-Türk milletinin inancını ve imanını tahrif etmek için onu Kuran ve Sünnetten uzak tutmak 

2- Türk aile yapısını bozmak ve başta  Türk gençliği olmak üzere  Türk milletini kültür emperyalizmine tabii tutmaktır.

Bu sebeple Batı ihraç ettiği bilim ve teknolojiyle, sanat ,edebiyat , sinema, televizyon... vs. gibi yazılı ve görsel araçlarla kültür ve ideolojilerini de ihraç etmek suretiyle kültür emperyalizmini başlatmışlardır. Böylelikle yeni kuşaklarımızın algoritmalarını değiştirerek onları hissi , fikri , kültürel ve yaşam tarzı bakımından kontrol etmeye ve nesillerimizi teslim almaya ve Türk milletini derinden sarsmaya çalışmaktadırlar. Nesillerimizin  ebeveynlerini ve atalarını teslim alamayan emperyalistler kültür emperyalizmi vasıtasıyla onları ana babalarından  , ecdadının muazzez mirasından koparmak istemektedirler.