Nasuh Durmaz


AYASOFYA KONUSUNA OBJEKTİF BİR BAKIŞ

TBMM 21 Haziran 193'te SOYADI kanununu  kabul etti. Bir yıl içinde herkesin bir soyadı alma şartı getirildi.


TBMM'de bir komisyon kuruldu. Mustafa Kemal için soyadı çalışması yapıldı. Büyük Önder teklif edilen soyadlarından  ATATÜRK'ü beğendi ve 1934 Ekim ayından itibaren ATATÜRK soyadını   kullanmaya başladı. Bu soyadla bir takım  imzalar attı. Bu sırada İstanbul'daki  hattatlardan  Atatürk için  imza örnekleri hazırlanması istendi. Gönderilen örneklerden  en son attığı  imzayı 1934 Aralık ayından itibaren kullanmaya başladı.
 TBMM'nin; ATATÜRK soyadını kendisine vermesi ve bunun hiç kimse tarafından isim ya da soyisim olarak kullanılamayacağına  dair  kanun aynı gün 24 Kasım 1934 de kabul edildi.
Bir süredir gündem oluşturan Ayasofya, I. Justinianus tarafından, 532-537 yılları arasında  bazilika planlı bir patrik katedrali  ibadethane (Kilise ) olarak yapılmış ve 916 yıl Hıristiyanlık için hizmet vermiş olup 1453 yılında İstanbul’un Osmanlılar tarafından alınmasından sonra Fatih Sultan Mehmet tarafından Camiye dönüştürülmüş ve  473 yıldır Cami olarak  İslamiyet'e hizmet vermiştir.
 24 Kasım 1934'te Bakanlar Kurulu kararı ile bir kısmı müzeye dönüştürülüşmüş  bir kısmı da ibadadete ayrılmış olup o tarihten  günümüze kadar  hala Cuma namazı kılınmaktadır. İnşallah 3 Temmuz'dan itibaren Danıştay kararı ile  yapılış amacına uygun olarak tamamı  ibadethane (Cami ) olarak hizmet vermeye devam edecektir diye ümit ediyoruz.
Çünkü Ayasofya İstanbul'un fethinden sonra Fatih’in  şahsi malı olarak  restore edilmiş ve  İstanbul’un en güzel camilerinden biri haline getirilmiştir .Fatih Sultan Mehmet'de kurmuş olduğu vakıf aracılığı ile vasiyetinde , Ayasofya'nın  Kıyamete kadar Camii olarak kalmasını ve Müslümanların ibadethanesi olarak kullanılmasını istemiştir.
Ayasofya benzeri bir örnekde İspanya'da 786 yılında Endülüs’te Emevi Devleti’nin yapımına başladığı Kurtuba  Camii 400 yıl  hizmet verdikten sonra, Endülüs Emevi Devleti’nin yıkılması ile birlikte  İspanyollar tarafından Katedrale (Kilise)çevrilmiştir.
16. yüzyılda da çevresine bir takım  eklentiler yapılmıştır.
Camiden Kiliseye çevrilen bu  eser, bugün UNESCO’nun dünya mirası listesindedir .
Ayasofya'nın Müzeye dönüştürülme emrini  veren bizzat Atatürk'ün kendisidir. Karanamenin altındaki imza; Prof Yusuf Halaçoğlu'nun iddia ettiği gibi sahte olmayıp Atatürk'e aittir.  Yukarıda bahsetmiş olduğum gibi  soyad kanunu ile birlikte kullanmış olduğu ilk imzadır ve 1930 larda Alpullu şeker fabrikasnı ziyareti sırasında da imzasını  büyük A ile kullandığı görülmüştür.
Atatürk , ayrıca 1924 'te Topkapı Sarayının ve  Mevlana Türbesininde müzeye dönüştürülmesini emretmştir.
Ayasofya gerekli düzenlemeler yapıldıkdan sonra  1 Şubat 1935'te müze olarak açılmış ve ATATÜRK'te 5 Şubat 1935 de Ayasofya'yı ziyaret etmiştir.
Anadolu'da hepside  Bizans döneminden kalma ayakta  kalan ve  adı Ayasofya olan 9 kilise daha  vardır. 
Eski Yunanca da Ayasofya , Aya=Kutsal, Sofya=Bilgelik demektir.Türkçesi Kutsal Bilgelik=İlahi Bilgelik anlamına gelir.
Ayasofya  adını  taşıyan bazı kiliseler zamanla yıkılmış olup, İznik'de ki   Ayasofya Kilisesi  ise bir süre önce restore edilip ibadete açılmıştır.
Bunun dışında  2018’in Ocak ayında ise Demir Kilise olarak bilinen Balat’taki Bulgar kilisesinin 7 yıl süren restorasyonu tamamlandı ve açılışa Başkan Erdoğan, Binali Yıldırım’la birlikte katıldı. 
Ayrıca  2018’de birçok kilise  daha restore edilerek  ibadete açılmıştır.  Midyat’taki 60 yıldır kapalı olan Mor Samuel Kilisesi, Mardin Taşköy’de 30 yıldır kapalı olan Mor Şaliton ve Mor Dimet kiliseleri 2018’de yeniden açıldılar.
2019’un Ağustos ayında Cumhuriyet tarihinde bir ilk yaşandı. Bir Süryani kilisesi yapıldı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Yeşilköy’deki kilisenin temel atma törenine katıldı.
Yine 2019 Aralık ayında ise 40 yıl sonra ilk kez Yahudiler Gaziantep’te Hanuka bayramlarını resmi törenlerle kutladılar.