Hüseyin Döngel


30 AĞUSTOS ZAFER BAYRAMI

Türk Milletinin varlığının ve bekasının teminatı olan 30 Ağustos Zafer Bayramının yıl dönümünü kutluyoruz.


Bizlere bu günleri gösteren Cenab-ı Allah’a şükürler olsun.
Büyük zafer’in üzerinden tam 98 yıl geçmiştir. Ne yazık ki , aradan geçen yıllar bazılarının hafızalarında ; milli mücadelenin hangi şartlarda, kimlerle nasıl verildiğine  ve bu Büyük Zafer’e nasıl ulaşıldığına dair izler bırakmasa da; gerçeği, olan biteni, bu zaferin asıl sahibi yüce milletimiz iyi bilmektedir.
Bu zafer, var olma ve yok olma arasında kendisine yolunu çizmesi gereken bir milletin topyekün şahlanışının; varlık ve birliğini, dirliğini ve düzenini , özgürlük ve bağımsızlığını, varlık sebebi olan Türklüğünü ve devletini , hayat gayesi olan mukaddesatını her hal ve şartta en önde tutacağının en büyük kanıtıdır.
Bu büyük mücadelenin başkomutanı Gazi Mustafa Kemal Atatürk başta olmak üzere, bütün silah arkadaşlarını, aziz şehitlerimizi ve gazilerimizi minnet, şükran ve rahmet dileklerimizle anıyoruz.

Ağustos ayı milletimiz için zaferler ayıdır. Anadolu’yu yurt tutmamızı sağlayan Malazgirt zaferi bu aydadır. Anadolu Türk-islam birliğini temin ettiğimiz Çaldıran zaferi bu aydadır. Bütün dünyaya huzur, güvenlik ve barış getiren Mercidabık zaferi yine bu aydadır.
Bu milletin ve devletin bekası için verilen milli mücadelenin büyük zaferi yine bu aydadır.
Bu zaferler ayında, bu kutlu zaferin yıldönümünde huzurlarınızda bazı hususları sizlerle paylaşmak istiyorum.
Devletimiz, vatanımız, bayrağımız ve milletimiz tarihimiz boyunca ilk kez bu türden büyük bir sıkıntı ile karşı karşıyadır.
Çünkü, bu kez karşımıza tankıyla, topuyla gelen; açıktan harp ilan eden kimse yok.
Bu kez karşımızda, eli kanlı bir caniler şebekesini taşeron olarak kullanıp, ülkeyi terörle terbiye etmeye, bölmeye, karıştırmaya yeltenen, bu ülkenin birlik ve dirliğini tehdit eden karanlık güçler var.
Bu güçlerin sadece maşaları ortada. Ama kendilerini kamufle etmek için ellerinden geleni yapıyorlar.
Türk milleti olarak, Türk devleti olarak , kimden gelirse gelsin , her ne amaçla yapılırsa yapılsın hiçbir terörist faaliyeti , milli varlığımıza , ulusal bütünlüğümüze , hukuki halklarımıza yönelik hiçbir eylemi onaylamamız, kabul etmemiz, hoş görmemiz mümkün değildir. Aynı şekilde bir başka devlet adına reva görmeyiz.
Oysaki, yıllardan beri milletimize karşı fiziki ve iktisadi terörle birlikte psikolojik terör faaliyetleri sistematik bir mücadele metodu olarak kullanılmaktadır. İşte tam da bu tür baskı , şiddet ve saldırıları önlemek , düşmanlarımızı caydırmak için milli kahramanlarımızı hararetle anarak , onları yad ederek nesillerimize tanıtmak  ve tarihi zaferlerimizi ihtişamlı törenlerle kutlamak çok mühimdir. 
Yıllardan beri Türkiye’ye pek çok konuda müdahale edenler, özellikle insan hakları bağlamında hatırlatmalarda bulunanlar, bugün birçok ülkenin varlığına kastederlerken her türlü  terörü  araç olarak kullanmaktadırlar. Bugün  cephe savaşlarının yerini vekalet savaşları almıştır. Yani emperyalistler işgal ve istila metodlarımı değiştirmişlerdir. Demem o ki günümüz dünyasında , dün olduğu gibi cepheleri , orduları ve komutanları belli olan savaşların yerini farklı savaş argümanları almıştır. İç ve dış düşmanların hadlerini bildirmek adına kullanabileceğimiz en güçlü psikolojik harp unsuru olarak kahramanlarla ve zaferlerle dolu tarihi hafımızı rahatlıkla kullanmamız gerekmektedir. Bu çok önemlidir.
Bu yüzden , bizi bugünlere taşıyan , varlığımızın ispatı olan tarihi olaylarımızı ve bu zaferlerin kahramanlarının tamamını veya bir kısmını görmezden gelenlerin, küçümseyenlerin veya yok sayanların aymazlıkları , vefasızlıkları bizleri karamsarlığa sürüklememeli , umutsuzluğa sevk etmemeli ve yılgınlığa düşürmemelidir.
Ne yazık ki, bir dönem , bu ülkenin insanlarının helal oylarıyla hükümet etme görevini üstlenenler de, bu vahşi, eli kanlı terör şebekesini siyasallaştırmak ve devlete muhatap hale getirmek isteyenlerin , şer planların planlayıcılarının bütün oyunlarına düşmüşler geç de olsa gerçeği görseler de bu durum devletimizin sıkıntılarını arttırmıştır. 

Türk milleti, tarihi boyunca hissetmediği ölçüde büyük bir sıkıntı içinde, büyük bir mücadelenin eşiğindedir. Elbette ki, tankıyla, topuyla, askeriyle gelen, üstelik milletimizin en güç, zor anlarında, en namüsait şartlarında gelen düşmanlarına karşı kazanmış olduğu bu büyük zafer, Yüce Allah’ın izniyle, bundan sonra da bu vatanın bölünmez bütünlüğünü kimsenin ortadan kaldıramayacağının de en büyük kanıtıdır.
Muhakkak ki, dün bu milletin iman dolu göğsüne çarpanlar bugün de, yarın da aynı şekilde karşılık göreceklerdir.
Elbette ki, bu vatan bölünmeyecek, bu ezanlar dinmeyecek, bu bayraklar asla inmeyecektir.
Çünkü, bu millet, büyük sabrının, muazzam iman ve inancının gölgesinde çok büyük bir öfke saklamaktadır. Dün olduğu gibi  bu günlerde de , Emperyalistlerce ülkemiz dört bir taraftan kuşatılarak milli ve hukuki varlığımıza ve uluslararası haklarımıza şiddetli saldırılar yapılmaktadır.Bilinmelidir ki , her kim ki, bu milletin devletine, düzenine, varlık ve birliğine yönelik bir harekette bulunursa karşısında bu büyük imanı, bu büyük mücadele azmini, bu büyük öfkeyi bulur.
Hiç kimsenin çizmeyi daha fazla aşmasını, sabrımızı taşırmasını istemiyoruz. Hiç kimsenin bu milleti varlığı ile imtihana girişmesini arzu etmiyoruz. Bu kendi yaralarına olacaktır. Dünya tarihinde ateşle girdiği imtihandan her seferinde zaferle çıkan Türk  milleti iyi tanınmalı ve bu milletin tarihi okunmalıdır.