Nasuh Durmaz


2023 Seçimlerinin Kilidi Kürt Seçmenlerin Elinde mi?

2023 seçimlerine doğru hızla ilerlerken son dönemlerde hem Cumhur İttifakı’nın, hem de Millet İttifakı’nın Kürt seçmenlerin oylarını kazanabilmek için çeşitli politikalar üretmeye çalıştığı girişimlerde bulunduğunu ve hesaplarını HDP ve Kürt seçmenlerle işbirliği üzerine oluşturmaya çalıştıklarını görüyor ve anlıyoruz.


Çünkü Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nde her iki ittifakında 50+1 i bulmakta zorlandığı matematiksel bir gerçek olup, kendi adlarına hesabın içine Kürt seçmenlerini katmalarının zorunlu olduğunun bilincindedirler.

Gelin hep birlikte siyasi partilerin bu konuda yapmış olduğu çalışmaları ve özellikle AK Parti açısından olası sonuçlarını değerlendirelim.

Malumunuz olduğu üzere bu konuda kamuoyunda dikkat çeken bazı çalışmalardan örnek vermek gerekirse;

-Sayın Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın 9 Temmuz 2021 Diyarbakır konuşması,

-İYİ Parti Genel Başkan Başdanışmanı ve İzmir Milletvekili Sayın Aytun Çıray'ın 11 Ağustos 2021 de Cumhuriyet TV ye yaptığı açıklamada ,"HDP’yi PKK üzerinden şeytanlaştırdılar”  açıklaması,

-CHP heyetinin 5-8 Eylül 2021 tarihleri arasında Irak Kürt Bölgesel Yönetimi'ni ziyaret etmesi,

-Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Ali Erbaş, 13 Eylül 2021de Diyarbakır’da kanaat önderleri çeşitli sivil toplum kuruluşlarının (STK) temsilcileri ile bir araya gelmesi ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan bu toplantıya görüntülü telefonla katılması,

-Selahattin Demirtaş'ın "HDP'nin şakası yok, HDP blöf yapmıyor, taktik yapmıyor. HDP'nin demokrasi ilkelerini ciddiye alıp tartışmayacakları HDP de ciddiye almayacaktır" ifadelerini kullanması ve HDP'nin 27 Eylül de açıklayacağını ilan ettiği dekorasyon açıklaması,

(13 Eylül 2021 Sabah Gazetesi)

-Gazeteci Hilal Kaplan'nın 14 Eylül 2021 tarihinde Sabah Gazetesi’ndeki köşesinde bahsetmiş olduğu,

"Kamuoyunda pek duyulmadı ama CHP, Kürtlerden daha fazla oy alabilmek amacıyla "Doğu Masası" kurdu. Oluşumun başında Canan Kaftancıoğlu ile birlikte Ekrem İmamoğlu'nu seçtiren ekibin başındaki Oğuz Kaan Salıcı var" haberi;

-AKP Grup Başkanvekili Bülent Turan'ın 14 Eylül 2021 tarihli "Millet İttifakı’nın cumhurbaşkanı adayı tartışmalarına ilişkin, “HDP kimi isterse Millet İttifakı’nın adayı o olacaktır” açıklaması bu çerçevede değerlendirebilir.

Malumunuz olduğu üzere Millet İttifakı son yerel seçimlerde HDP ile yapmış olduğu gayri resmi işbirliği ile başta İstanbul ve Ankara olmak üzere AK Parti’nin elindeki bazı büyükşehir belediyelerini kazanmıştı.

Ancak Millet İttifakı, Cumhur İttifakı’nın izlemiş olduğu "teröristlerle işbirliği yapıyorlar " söylemi ve HDP’li yöneticilerin terör örgütü PKK ile ilgili söylemleri ve afişe olmuş işbirliği nedeniyle resmi bir ittifak kurmaya cesaret edemediler. Halâ da cesaret edemiyorlar.

Oysa Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, 9 Temmuz 2021 Cuma günü Diyarbakır'da önce partililerle yapmış olduğu toplantıda, ardından da toplu açılış töreninde yapmış olduğu konuşmasında "Biz Diyarbakır'da 2005 yılında size ne demişsek dün de oradaydık, bugün de aynı yerdeyiz, yarın da aynı yerde olacağız" ifadelerini kullanmıştı.

Zira 2005'te Başbakan olarak yaptığı Diyarbakır ziyaretinde Sayın Recep Tayyip Erdoğan ilk kez "Kürt sorunu" ifadesini kullanmış ve Kürt sorunu bu milletin bir parçasının değil, hepsinin sorunudur. Benim de sorunumdur" diyerek demokratik açılım sürecini başlatmıştı.

Bu süreçte atılan ilk adım TRT’nin Kürtçe yayın yapan kanalı TRT ŞEŞ’in açılışı oldu. Kanal 2 Ocak 2009’da düzenlenen bir törenle yayın hayatına başladı.

Cezaevlerinde Kürtçe konuşma yasağı kaldırıldı.

Akil İnsanlar Heyeti kuruldu, yedi bölgede yapılan çalışmalar rapor halinde hükümete sunuldu.

Yargı paketi çıktı, örgüt propagandası yapma suçuna verilen cezalar hafifletildi. Bir diğer demokratikleşme paketi ile ise tutukluluk süresi 5 yıla indirildi. KCK tutuklularının büyük bölümü bu düzenlemenin ardından serbest kaldı. O güne kadar sadece HDP’de uygulanan eş başkanlık sistemi de yasal statüye kavuşturuldu.

Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan'ın Diyarbakır konuşmasını;

Kürt sorununu ve çözüm çalışmalarını yıllardır yakından takip eden akademisyen Vahap Coşkun değerlendirmesinde ; "bu tutumun çözüm sürecine sahip çıkmak anlamına geldiğini, ancak 2105'ten sonra AK Parti ve MHP ortaklığında, Demokratik çözümü askıya alan ve tamamıyla güvenlikçi bir bakışa odaklanan politikanın Kürtler arasında ciddi bir tepkiye neden olduğunu ve yapılan araştırmaların AK Parti’nin kendi Kürt seçmenleri arasında oy kaybetme oranının daha yüksek olduğunu değerlendirmektir."

Oysa çözüm süreci Kürtler için çok değerliydi. Fakat başta PKK olmak üzere bazı çevrelerin provokasyonları sonucunda çok kötü bitti. Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın belki de son beş yılda  "çözüm süreci" tabirini kullanmayarak "2005 teki aynı yerimizde duruyoruz "  ifadesiyle Kürt sorunu ile ilgili duygu, düşünce ve niyetini ortaya koymuştur. Böylece geç de olsa Kürt seçmenlere yeni bir mesaj vermek istediği anlaşılmaktadır.  

Zira kurulduğu günden beri AK Parti Kürtlerin ikinci partisi durumundadır.

Buna rağmen malumunuz olduğu üzere AK Parti, İstanbul seçimlerinde Kürt oylarını alamadığı için seçimi kaybetmişti.

Oysa AK Parti'nin geçmişten günümüze Kürt sorununa yaklaşımı açısından çok iyi işler yapmasına rağmen son dönemde Kürtlere yönelik dilde ve uygulamalarda ciddi kırılmalar ve kırgınlıklar yaşanmaya başlamıştır.

Bu nedenle AK Parti 2023’e giderken özellikle HDP’li belediyelerde uygulamakta olduğu KAYYUM atama sistemini gözden geçirip belediyelerde  "demokrasinin ve millet iradesinin sonucu "olarak Belediye Meclislerinin önünü AÇMAYA başlarsa, Kürt seçmenler bu durumu nasıl karşılar?

Ayrıca AK Parti kapatma davası ile karşı karşıya kalmış ve parti kapatmayı adeta imkânsız hale getirmek için yeni yasal düzenlemeler yapmış bir parti iken HDP’nin kapatılması ile ilgili davayı Kürt seçmenlerine nasıl izah edecek yâda edebilecek mi?

Görülen ve anlaşılan bir başka gerçekte başta, Kayyum atanan HDP'li iller olmak üzere özellikle de büyük şehirlerde yaşayan Kürt seçmenlerin büyük çoğunluğu her ne kadar yapılan hizmetlerden memnun olsa da, AK Parti ile arasındaki mesafe her geçen gittikçe açılmaktadır.

Çünkü bugüne kadar AK Parti’ye oy veren Kürt seçmenlerin büyük bir kısmının, AK Parti’nin bu gün geldiği noktadan fevkalade rahatsızlık duyduğu ve yeni arayışlara girdiği gözlenmektedir.

Zira AK Parti’den kopan Kürt seçmenlerin büyük çoğunluğunun HDP’ye gitmek yerine AK Parti ‘den ayrılan Gelecek Partisi ve Deva Partisi’ne doğru eğiliminde oldukları gözlenmektedir. Bu partilerin Doğu ve Güneydoğu illerinde yapmış olduğu çalışmalar da yöre halkının bu partilere karşı göstermiş olduğu ilgi, bu arayışı açıkca ortaya koymaktadır.

Bu gelişmeleri ve çalışmaları yakından bildiğine inandığım ve muhtemelen de içinde yer alan, aynı zamanda HDP ve Kürt seçmenleri yakından tanıyan, AK Parti’nin Kürt kökenli eski milletvekili Mehmet Metiner ' de 10 Eylül 2021 tarihinde Yeni Şafak gazetesinde ki yazısında, “HDP bir Kürt Partisi değildir. Sadece ve yalnızca Kürtlerin partisi de değildir. HDP ideolojisi etnik milliyetçiliği ilkel milliyetçilik olarak görür ve mahkûm eder" diyerek,  topu Sayın Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'a atmıştır.

Eski bir futbolcu ve aynı zamanda iyi bir oyun kurucu da olan Sayın Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın önümüzdeki günlerde ayağına gelen topu ne şekilde kullanacağını ve HDP’nin 27 Eylül de açıklayacağını ilan ettiği dekorasyonu hep birlikte bekleyip görelim.

Takdir ve yorum sizin.