Türk Dil Kurumu (TDK), 300 bin vatandaşın katılımıyla 2025 yılının kelimesini "dijital vicdan" olarak belirledi. Mudanya Üniversitesi Sosyal ve Beşeri Bilimler Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Dursun Boz, bu kavramın çağımızda vicdanın dijital ortamda aldığı yeni ve çoğu zaman yanıltıcı işlevini anlattı.
Doç. Dr. Dursun Boz, insanların gerçek hayatta sorumluluk almadıkları konularda sosyal medyadaki paylaşım ve beğenilerle vicdanlarını rahatlatma eğilimine girdiğini vurguladı. "Bu durum vicdanı tıklanabilir bir duruma getiriyor" diyen Boz, bireylerin 'tıklama' aracılığıyla insani görevlerini yerine getirdiğini hissettiğini, oysa vicdanın kişiyi kendi davranışları hakkında ahlaki bir yargıda bulunmaya iten bir güç olduğunu ifade etti.
Boz, "dijital vicdan" kavramının gerekli bir kavram olarak dilimizde yerini aldığını belirterek, Gazze ve Doğu Türkistan gibi insanlık dramlarıyla ilgili içerikleri beğenmenin veya üretmenin, sanal bir vicdani rahatlamaya yol açtığını söyledi. Bu durumun sosyal ve bireysel sorumluluktan uzak tuttuğunu, somut çözümler üretmekten alıkoyduğunu ve sorun alanının genişlemesine neden olduğunu ekledi.
Geleneksel vicdanın ahlaki bilinci temsil ettiğini aktaran Boz, dijital vicdanla birlikte vicdanın bir eyleme dönüşmekten çıkarak sembolik bir ifade halini aldığını dile getirdi. "Hareket geri planda kalıyor, sorumluluk yok oluyor" diyen Boz, geriye yalnızca bir tıklamayla hem vicdanı rahatlatan hem de diğerlerini yargılamaya yarayan bir dijital etiğin kaldığını vurguladı.
Doç. Dr. Dursun Boz, sosyal medyada dijital vicdanı nasıl kullanmak gerektiğine ilişkin önerilerde bulundu: Paylaşım yapmadan önce kaynağı doğrulamak, gereksiz uygulama izinlerini iptal etmek, yapay zekâ içeriklerini şeffaf paylaşmak, ekranın arkasında gerçek insanların olduğunu unutmamak ve linç kültürüne karşı empati ve sorumluluk bilinciyle hareket etmek.