NATO Genel Sekreteri Mark Rutte, İran’dan Türkiye’ye yönelen bir balistik mühimmatın ittifakın hava ve füze savunma sistemi tarafından imha edilmesinin ardından yaptığı açıklamada, bu olayı net bir şekilde kınadı. Rutte, bu durumun NATO topraklarının her santimetresinin 360 derecelik bir yaklaşımla korunacağının açık bir göstergesi olduğunu vurguladı.
Kolektif savunma ilkesini içeren NATO’nun 5. Madde’sinin bu olayla devreye girip girmediği sorusuna Rutte, "Burada 5. Madde’nin söz konusu olduğunu düşünmüyorum ve kimse de 5. Madde’den bahsetmiyor" yanıtını verdi. Ona göre asıl önemli olan, hasımların NATO’nun ne kadar güçlü ve teyakkuzda olduğunu, hatta Orta Doğu’daki durum nedeniyle daha da hazırlıklı hale geldiğini görmüş olmalarıydı.
ABD Başkanı Trump'ın İran'a yönelik hamlelerini değerlendiren Rutte, aksiyon alınmaması halinde İran'ın nükleer ve füze kapasitesiyle İsrail için varoluşsal, Avrupa için ise ciddi bir tehdit oluşturabileceğini belirtti. NATO'nun nihai hedefinin, İran'ın komşularına ve bölgeye ölümcül tehdit oluşturmasını ve terör faaliyetleriyle istikrarsızlık yaymasını engellemek olduğunu ifade etti.
Rutte, NATO'nun doğrudan operasyona dahil olmamakla birlikte, ABD için bir güç projeksiyonu platformu görevi gördüğünü ve Avrupa müttefiklerinin kritik destek sağladığını söyledi. Ayrıca, İran'ın kendi içinde meşgul olmasının, Rusya'ya Ukrayna savaşında verdiği desteği zorlaştıracağını ve bunun NATO açısından olumlu bir gelişme olduğunu dile getirdi.
Ukrayna'daki savaşın da etkisiyle savunma sistemlerine olan talebin arttığını kaydeden Rutte, mühimmat üretiminde birkaç yıl öncesine göre altı katlık bir artış sağlandığını açıkladı. Transatlantik iş birliğinin örneklerine dikkat çekerek, daha fazla üretim kapasitesine ihtiyaç duyulduğunun altını çizdi.
ABD Başkanı Trump'ın İspanya'ya yönelik eleştirileri sorulduğunda, Rutte öncelikle İspanya'nın NATO zirve deklarasyonunu imzaladığını hatırlattı. İspanya'nın birçok NATO operasyonunda, örneğin Türkiye'de konuşlu Patriot sistemi ile önemli katkılar sağladığını vurgulayarak, ittifakın bir demokrasiler birliği olduğunu ve görüş ayrılıklarının normal karşılandığını ifade etti.