Psikiyatri Uzmanı Dr. Fatma Kiras, insan beyninin tehdide karşı programlı olduğunu belirterek, "İzlediğimiz travmatik görüntülerden fiziksel olarak uzak olsak da beyin bunu bir tehdit sinyali olarak algılar. Sürekli ve yoğun maruziyette amigdala dediğimiz alarm sistemi aktif olur. Bu durumda kaygı artışı, uyku bozukluğu, tahammül azalması ve öfke artışı görülür" dedi.
Kiras, savaşın yakınlığından kaynaklanan belirsizliğin insan ruhu için en zor tolere edilen durumlardan biri olduğunu vurguladı. "Belirsizlik kişide kontrol kaybı hissine neden olabilir. Bu his de yine kaygının artışına yol açabilir" ifadelerini kullandı.
Yoğun travmatik görüntülere maruz kalmanın bireysel düzeyde karamsarlık ve umutsuzluğa, toplumsal düzeyde ise tahammülün azalmasına ve öfke eşiğinin düşmesine neden olabileceğini belirten Kiras, "Tehdit algısı arttığı zaman empati azalır, savunma refleksi artar. Sosyal ortamlarda daha kutuplaşmış, sert tepkiler görebiliriz" diye konuştu.
Dr. Kiras, bilgi almanın önemli olduğunu ancak sürekli ve kontrolsüz maruziyetin stres sistemini aktif tuttuğunu söyledi. "Haberi belirli zaman dilimlerinde ve güvenilir kaynaklardan takip etmek daha sağlıklıdır. Özellikle gece saatlerinde yoğun şiddet görüntülerinden uzak durmak gerekiyor. Çünkü uyku, sinir sistemini onaran başlıca mekanizmalardan birisidir" dedi.
Hassas ve etkilenebilir bir grup olan çocukların yanında filtrelenmemiş haber akışının açık bırakılmaması gerektiğinin altını çizen Kiras, "Çocukları bundan uzak tutmalıyız. Aslında en önemlisi de günlük rutin hayatı korumaktır. Rutin, beyne güven mesajı verir. Biz tehdidi kontrol edemeyiz ama maruziyeti kontrol ederek ortaya çıkabilecek belirtileri azaltabiliriz" ifadelerini kullandı.