Ortadoğu, II. Dünya Savaşı'ndan Sonraki En Yoğun Çatışma Havzasına İlerliyor

Ortadoğu, II. Dünya Savaşı

Doç. Dr. Mustafa Yetim, İran-İsrail-ABD geriliminin bölgeyi savaş alanına çevirdiğini, ancak Türkiye'yi hedef almanın akılcı olmadığını belirtti.

Bir Bölgesel Savaşın Eşiğinde

Eskişehir Osmangazi Üniversitesi (ESOGÜ) öğretim üyesi Doç. Dr. Mustafa Yetim, Ortadoğu'nun İkinci Dünya Savaşı'ndan sonra görülen en yoğun, geniş ve derinlikli çatışma havzalarından birine doğru ilerlediğini vurguladı. Yetim, bölgede Türkiye'yi hiçbir aktörün hedef alabilme ihtimalinin olmadığının altını çizdi.

Gazze Sonrası Doğrudan Çatışmaya Evrilen Süreç

Doç. Dr. Yetim, 2023 sonrası Gazze işgali ile İran-İsrail rekabetinin doğrudan sıcak çatışmaya evrildiğini dile getirdi. Sürecin başlangıçta Hizbullah ve Husiler gibi aktörler üzerinden yürütüldüğünü, ardından Lübnan, Yemen, Irak ve Suriye sahalarına yayıldığını belirtti. Geçen yılın Nisan-Mayıs aylarında yaşanan doğrudan çatışmaların ardından, Suriye, Mısır ve Türkiye dışında Ortadoğu'nun tamamen bir savaş alanına döndüğü bir süreç yaşandığını ifade etti.

İsrail'in Stratejik Hedefi: İran'ı Zayıflatmak

Yetim'e göre, İsrail'in stratejik hedefi İran'ı zayıflatmak ve onu bir operasyon alanına çevirmek. İran'ın yeterince caydırıcı tepki verememesi İsrail'i daha saldırganlaştırdı. ABD'nin ise bir yandan diyalog mesajları verirken diğer yandan İran'a karşı saldırıya geçtiğine dikkat çekildi. Bu durumun, İran'ı hazırlıksız yakalama amacı taşıyan ısıtılmış bir planın parçası olduğu düşünülüyor.

Çatışma Tüm Havzaya Yayılıyor

Son çatışmalarla birlikte İran, hem kendisi hem de Körfez, Levant ve Yemen'deki aktörleri üzerinden çatışmayı tüm Ortadoğu havzasına genişletti. İran'ın meşru müdafaa çerçevesinde Körfez'deki Amerikan üslerini hedef alması, Körfez ülkelerinin de tepkisine yol açarak durumu daha da karmaşık hale getiriyor. Anti-Amerikancılık ve İsrail karşıtlığı üzerine kurulu İran devriminin, bu sürecin temelinde yatan 'Şii Hilali' veya 'Direniş Cephesi' olarak adlandırılan genişleyen nüfuz mücadelesinin bir parçası olduğu belirtiliyor.

İran'ı İçe Döndürme Planı

Doç. Dr. Yetim, İsrail ve ABD'nin nihai planının İran'ı iç problemlerle boğuşan, yıpranmış bir ülke haline getirerek kontrol altına almak olduğunu savunuyor. Lübnan, Suriye ve Irak'ta olduğu gibi İran'ı onlarca yıl sürecek bir iç çalkantıya sürükleyerek rejimi zayıflatmayı hedeflediklerini ifade ediyor.

Türkiye'nin Konumu ve Diplomasi Çabaları

Bu karmaşık ortamda Türkiye'nin bölge ülkeleri, ABD ve çatışan taraflarla diplomasi kanallarını kullanarak elinden geleni yaptığı görülüyor. Ancak çatışmanın Hizbullah'ın da dahil olmasıyla daha da genişlemesi, Türkiye'nin tek başına savaşı durdurabilecek bir konumda olmadığını gösteriyor. Buna rağmen, bölgede hiçbir aklı başında aktörün Türkiye'yi hedef alma ihtimalinin bulunmadığı vurgulanıyor. Türkiye'nin askeri, siyasi ve toplumsal kapasitesinin bölgedeki diğer ülkelerden farklı olduğu ve çatışan tarafların da bunun farkında olduğu belirtiliyor. Bu nedenle, Türkiye'yi karşılarına almak yerine onun küresel ve bölgesel pozisyonundan faydalanmanın tüm taraflar için en uygun seçenek olduğu ifade ediliyor.