Diyetisyen Deniz Mutluer: Lipödeme karşı Akdeniz tipi beslenin

Diyetisyen Deniz Mutluer: Lipödeme karşı Akdeniz tipi beslenin

Deniz Mutluer, lipödemi yönetmek için Akdeniz diyeti ve ketojenik beslenmeyi öneriyor, işlenmiş gıdalardan kaçınılmasını tavsiye ediyor.

Eskişehir Özel Ümit Vişnelik Hastanesi Diyetisyeni Deniz Mutluer, lipödem hastalığına ilişkin önemli açıklamalarda bulundu. Özellikle kadınlarda sık görülen bu kronik inflamatuvar hastalık, genellikle bacaklarda belirgin yağlanma ve ödemle kendini gösteriyor. Mutluer, hastalığın yönetiminde beslenmenin kritik bir rol oynadığını vurguladı.

İnflamasyonla Mücadelede Beslenmenin Gücü

Mutluer, lipödem tedavisinde temel hedefin vücuttaki inflamasyonu azaltmak olduğunu belirtti. Doğru beslenme planının bu süreci doğrudan desteklediğini ifade eden diyetisyen, "Doğru beslenme inflamasyonu azaltıyor" dedi. Bu noktada Akdeniz tipi beslenme modelinin önemine dikkat çekti.

Akdeniz ve Ketojenik Modelin Faydaları

Mutluer, "Zeytinyağı, omega-3 yağ asitleri, taze sebze ve meyveler, kurubaklagiller ve lif açısından zengin olan Akdeniz tipi beslenme, inflamasyon belirteçlerinin azalmasına yardımcı olur" şeklinde konuştu. Ayrıca ketojenik beslenmenin de düşük karbonhidrat ve yüksek sağlıklı yağ içeriği sayesinde vücutta ketozis sürecini başlattığını, bunun yağ yakımını desteklediğini ve inflamatuvar sürecin azaltılmasında etkili olabileceğini ekledi.

Uzak Durulması Gereken Besinler

Lipödemli bireylerin özellikle rafine şeker, alkol, paketli ve işlenmiş gıdalar ile aşırı tuz tüketiminden kaçınması gerektiğinin altını çizen Mutluer, kişiye özel planlanan bir beslenme programının hastalığın kontrol altına alınmasında önemli bir destekleyici unsur olduğunu vurguladı.

Erken Teşhis ve Multidisipliner Yaklaşım

Diyetisyen Mutluer, "Lipodemin erken dönemde fark edilmesi, hastalığın ilerlemesini kontrol altına almak açısından son derece önemli" ifadelerini kullandı. Bu sürecin yalnızca beslenmeyle değil; hekim, diyetisyen ve gerektiğinde fizyoterapist iş birliğiyle yürütülmesi gerektiğini belirtti. Multidisipliner bir yaklaşımla inflamasyonun azaltılması, ödemin kontrol altına alınması ve kilo yönetiminin sağlanabileceğini söyledi.

Mutluer, doğru planlama yapıldığında hastaların ağrı şikâyetlerinin azaldığını, hareket kabiliyetlerinin arttığını ve günlük yaşam kalitelerinde belirgin bir iyileşme sağlandığını sözlerine ekledi.