Halk arasında "tenisçi dirseği" olarak bilinen lateral epikondilit, dirsek çevresinde en sık görülen kas-iskelet sistemi sorunlarından biri. Acıbadem Adana Hastanesi Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Prof. Dr. Erhan Serin, bu rahatsızlığın temelinde tekrarlayan ve zorlayıcı hareketlerin yattığını belirtiyor. Ön kol kaslarının dirsekteki yapışma noktasında oluşan mikro hasarlar, iltihaplanma ve doku yıpranmasına yol açarak giderek artan bir ağrıya neden oluyor. Toplumun yaklaşık yüzde 1-3'ünü etkileyen bu durum, özellikle 30-60 yaş aralığında daha sık görülüyor.
Prof. Dr. Serin, tenisçi dirseğinin yalnızca spor yapanlara özgü olmadığını vurguluyor. El gücünün yoğun kullanıldığı işler, uzun süreli ve tekrarlayan hareketler riski artırıyor. Sigara kullanımı ve uzun süreli kortizon tedavisi de tendonun iyileşme kapasitesini olumsuz etkileyebiliyor. Sporcularda ise yanlış teknik, uygun olmayan ekipman ve aşırı antrenman tetikleyici olabiliyor. Raket sporlarının yanı sıra okçuluk, golf ve dağcılık gibi branşlarla da ilişkili.
En sık görülen belirti, dirseğin dış kısmında hissedilen ve zorlayıcı hareketlerle artan ağrı. Zamanla kavrama gücünde azalma, el bileğini kullanmada zorlanma ve ileri evrelerde hareket kısıtlılığı ortaya çıkabiliyor. Tanı çoğu zaman hastanın şikayetlerinin dinlenmesi ve fizik muayene ile konulabiliyor. Uzun sürmeyen olgularda ultrasonografi veya MR gibi ileri görüntüleme yöntemlerine genellikle ihtiyaç duyulmuyor.
Prof. Dr. Erhan Serin, tenisçi dirseği tedavisinde temel hedeflerin ağrıyı azaltmak, tendonun iyileşmesini sağlamak, fonksiyonu geri kazandırmak ve tekrarları önlemek olduğunu söylüyor. Lateral epikondilitte ameliyat dışı tedavilerin hastaların yaklaşık yüzde 95'inde başarılı sonuçlar verdiğini belirtiyor.
Tedavi süreci çoğunlukla aktivite düzenlemesi, istirahat ve kısa süreli iltihap giderici ilaç kullanımıyla başlıyor. Soğuk uygulama, egzersizler, ortezler, fizik tedavi ve gerekli durumlarda enjeksiyonlar da tedavi seçenekleri arasında yer alıyor. Ağrıyı artıran hareketlerden kaçınmak büyük önem taşıyor. Sporcularda ise 6-12 hafta spora ara verilmesi, doğru teknik ve uygun ekipman kullanımı tedavinin başarısını belirleyen temel unsurlar olarak öne çıkıyor.