Dijital Vicdan: Ekranın Gölgesinde Kalan Gerçek İnsanlık

Dijital Vicdan: Ekranın Gölgesinde Kalan Gerçek İnsanlık

Uzman Psikolog Arzu Hamurcu, dijital paylaşımların gerçek hayattaki sorumlulukları erteleyen bir 'vicdan rahatlatması' yarattığını ve bunun bireysel ve toplumsal zararlara yol açabileceğini belirtiyor.

Ekranın Sesine Kapılan İç Ses

Uzman Psikolog Arzu Hamurcu, 'dijital vicdan' kavramını, kişinin ekranda gördüğü felaketlere, yardım çağrılarına, mükemmel hayatlara ve başarılı performanslara karşı hissettiği sorumluluk, suçluluk ve yetersizlik duygularının toplamı olarak tanımlıyor. Eskiden insanların iç sesleriyle yaptığı vicdani yorumların, artık ekranın sesiyle şekillendiğini vurguluyor.

Yetişme Çabası ve Tükenmişlik

Telefonu açtığımızda karşılaştığımız onlarca felaket haberi, binlerce yardım çağrısı ve muazzam başarı hikayeleri, insanda sürekli bir 'yetme, ulaşma, bir şeyler yapmalıyım' hissiyatı yaratıyor. Hamurcu, bu durumun bireylerde yaygın bir yorgunluk ve çökkünlük hali olarak kendini gösterdiğini belirtiyor. Beynin bu kadar bilgiyi işleyebilse bile, duyguları aynı anda sindiremediğini, bu nedenle iki uçtan birinin yaşandığını söylüyor: ya tamamen duyarsız kalmak ya da 'bir şeyler yapmalıyım' suçluluğuyla paylaşımlarda bulunmak.

Paylaşımın Ardındaki Gerçek Motivasyon

Bu süreç etik ve ahlaki bir çerçevede yürütülmediğinde hem bireysel hem de toplumsal ciddi zararlar verebiliyor. Üstelik, paylaşım yaparken bir başkasını 'paylaşım yapmıyor' diye yargılayabiliyor ve onun iyi bir insan olup olmadığını sorgulamaya başlıyoruz. Hamurcu, burada 'vicdan rahatlatması' dediğimiz şeyin devreye girdiğini belirtiyor: sadece bir fotoğraf paylaşarak veya bir beğeni butonuna basarak, gerçek hayattaki sorumluluğumuzu erteliyoruz.

Gerçek Temas mı, Performans Kaygısı mı?

Gerçek vicdanla dijital vicdan arasındaki en önemli fark, temasın niteliğinde yatıyor. Gerçek vicdan, gerçek bir insana dokunmak ve bağ kurmaktır. Hamurcu, "Ben bir paylaşım yaptığımda aslında kaç insana ve kaç noktaya gerçekten temas ediyorum?" sorusunu sorarak, motivasyonumuzu sorgulamamız gerektiğini vurguluyor. Paylaşımımız, sadece bir şeyler yapmış olmak için mi, yoksa gerçekten yardımcı olmak için mi?

Bağ, Ekranda Değil Hayatta Kurulur

Hamurcu, dijital dünyada yapılan paylaşımların ardındaki niyeti sorgulamanın önemine dikkat çekiyor. Yardım etme arzusunun, kişiyi bir 'kahraman' yapmadığını, dünyayı kurtaramayacağımızı kendimize hatırlatarak, yapabileceğimiz gerçek yardıma odaklanmamız gerektiğini söylüyor. Gerçek bağ, hayatın içinde samimi bir şekilde kurulduğunda vicdan işliyor. Aksi takdirde, 'geç kalmayayım' kaygısıyla yapılan paylaşımlar sahte kalıyor ve bize suçluluk veya duyarsızlaşma olarak geri dönüyor. Son olarak, hayata yetişmeye çalışmaktansa kendimize yetişmenin ve kurduğumuz iç bağı insanlara gerçek bir şekilde yansıtmanın önemini vurguluyor. Vicdan bir performans değil, bir bağdır ve bu bağ, ekranda değil, hayatta kurulur.