Yüz sinirinin hasar görmesiyle ortaya çıkan yüz felcinde, erken tanı ve tedavinin büyük önem taşıdığı vurgulanıyor. Uzmanlar, yüzün bir tarafında mimik kaybı, göz kapatamama ve ağızda kayma gibi belirtilerle kendini gösteren hastalıkta, ilk günlerde başlanan tedavinin kalıcı hasar riskini önemli ölçüde azalttığını ifade ediyor.
Selçuk Üniversitesi Tıp Fakültesi Nöroloji Ana Bilim Dalı Öğretim üyesi Prof. Dr. Haluk Gümüş, toplumda yaygın olan "soğukta kaldım, yüz felci oldum" algısına açıklık getirdi. Gümüş, soğuğun direkt etkisinden ziyade, bağışıklık sistemini baskılayarak viral enfeksiyonlara zemin hazırladığını veya yüz sinirini besleyen damarları etkileyerek felce neden olabildiğini belirtti. Bu nedenle soğuk havalarda yüzün korunması ve bağışıklık sisteminin güçlü tutulması gerektiğinin altını çizdi.
Prof. Dr. Haluk Gümüş, yüz felcinin ilk belirtilerinin yüzün bir tarafındaki tüm mimik kaslarının etkilenmesi olduğunu söyledi. Hastanın gözünü kapatamaması, ağzının kayması, kulakta aşırı hassasiyet, tat duyusunda değişiklik ve bazı sesleri yüksek algılama gibi semptomlar görülebiliyor. Özellikle soğuk rüzgarlı havalarda yüzü korumanın ve vücut direncini yüksek tutmanın önemli bir önlem olduğunu ifade etti.
Yüz felcinden şüphelenildiğinde vakit kaybetmeden hekime başvurulması gerektiğini vurgulayan Prof. Dr. Gümüş, "72 saat içerisinde gelir ve tedaviye başlanırsa çok büyük oranda düzeliyor" dedi. Tedaviye erken başlanmaması durumunda çok küçük bir grupta kalıcı bulguların görülebileceği uyarısında bulundu.
Prof. Dr. Gümüş, tedavide ilaç ve fizyoterapinin birlikte başlatılması gerektiğini belirtti. Bu kombinasyonla hastaların büyük kısmının tamamen düzelebildiğini söyledi. Ancak, tedavi planının hastanın yaşına, şeker veya tansiyon hastalığı gibi mevcut durumlarına göre kişiselleştirilmesinin çok önemli olduğunu, çünkü bazı ilaçların bu hastalıklarda ciddi yan etkilere yol açabildiğini ekledi.