Sakarya'nın Erenler ilçesinde, Değirmendere Mahallesi'nde bulunan ve yaklaşık bin 500 yıllık geçmişe sahip olan tarihi su değirmeni, altı kuşaktır aynı aile tarafından işletiliyor. Bu değirmen, sadece doğal üretim yöntemiyle değil, öğütme bedelinin nakit yerine un veya buğdayla ödendiği asırlık 'hak' usulü sistemiyle de Anadolu'nun köklü geleneklerini günümüze taşıyor.
Üç kilometre mesafeden su kanallarıyla getirilen suyun gücüyle dönen dev taşların arasında mısır ve buğday geleneksel yöntemlerle öğütülüyor. Fabrikasyon üretime direnerek doğallığını koruyan değirmende, unun kalitesini artırmak için yaklaşık 300 kilogram ağırlığındaki taşlara üç ayda bir el işçiliğiyle bakım yapılıyor.
Değirmende ödeme yöntemi olarak nakdin yanı sıra Anadolu'nun eski geleneklerinden olan 'hak' sistemi de uygulanmaya devam ediyor. Vatandaşlar, öğüttükleri ürünün karşılığında dilerlerse belirli bir miktar un veya buğdayı değirmenciye emek bedeli olarak bırakabiliyor. Güncel rakamlara göre 15 kilogramlık bir teneke mısırın öğütme bedeli ise 75 lira olarak uygulanıyor.
Değirmenin altıncı kuşak işletmecisi Menderes Satıroğlu, Rumlardan kaldığı bilinen tarihi yapıyı 40 yıldır çalıştırdığını anlattı. Değirmenin 1920'li yılların sonunda dedesi tarafından devralındığını belirten Satıroğlu, "1925-1930 yıllarında dedem burayı devraldı. Ondan da bize geçti. Şimdi de biz işletiyoruz. Burası su ve taş değirmeni olduğu için unun lezzeti ve kalitesi normalden çok daha güzel oluyor" dedi.
Eşine 20 yıldır yardım eden Sevgi Satıroğlu ise bir çuval mısırı yaklaşık bir saatte un haline getirebildiklerini aktararak, "Bin 500 yıldır dönen bu değirmene sahip çıkıyoruz. Su değirmeni her zaman bulunmadığı için müşterilerimiz çok memnun. Geleneksel üretimin tadını bilenler özellikle burayı tercih ediyor" diye konuştu.