28 Şubat sürecinde Sivas Cumhuriyet Üniversitesi Tıp Fakültesi'nde öğrenci olan Dr. Mehmet Emin İnce, sakalı uzun olduğu ve başörtülü arkadaşlarının hakkını savunduğu gerekçesiyle sınav ve stajlarda başarısız gösterilerek mezun edilmedi. Diplomasını ancak 19 yıl sonra alabilen İnce, o karanlık dönemin izlerini hâlâ taşıyor.
1997'deki postmodern askeri darbenin üzerinden 28 yıl geçse de, o dönemde İslami sembollere karşı açılan savaşın yaraları tazeliğini koruyor. Binlerce başörtülü ve sakallı öğrenci eğitim hakkından mahrum bırakıldı, birçok memur görevinden uzaklaştırıldı.
Son sınıf öğrencisiyken 28 Şubat sürecinin başladığını ifade eden Dr. İnce, sakalı ve başörtülü öğrencilere verdiği destek nedeniyle hışıma uğradığını anlatıyor. Tüm stajlardan başarısız gösterilerek kendisine diploma verilmedi. "Son sınıfta hiçbir dersim kalmamıştı. Sadece stajlarım kaldı. Kayıtlarımızı yapamadık, yenileyemedik. Kaydı yapamamak okuldan atılmak demekti" diyerek yaşadığı çaresizliği aktarıyor.
İnce, yasakların sadece başörtüsüyle sınırlı kalmadığını, kılık kıyafet, uzun saç, kot pantolon ve mini eteğin de hedef alındığını belirtiyor. Zamanla yasakların başörtüsü ve sakala odaklandığını söylüyor: "Birinci sınıftan beri sakalıydım, bir problem yoktu. Son sınıfa geldiğimde problem oluştu. Aynı kişi 5 yıl boyunca gözünüzün önünde bir sıkıntı yok, altıncı sınıfta sıkıntı oluyor."
"Bizim de hayallerimiz vardı" diyen İnce, bir öğrencinin temel gayesinin eğitimini bitirip diplomasını almak olduğunu vurguluyor. Okulu bitirememenin maddi ve manevi sorunlar yarattığını, psikolojik baskıya yol açtığını anlatıyor. Maddi durumu iyi olmayan, köyünden getirdiği fasulyeleri satarak geçimini sağlamaya çalışan arkadaşlarını hatırlatarak dönemin acımasızlığına dikkat çekiyor.
Staj almak için gittiği her üniversiteden geri çevrildiğini söyleyen İnce, "Biz zamanımızı mahkemelerde ve mahkeme koridorlarında geçirdik" diyor. Bilim yapmasını bekledikleri hocaların üniversite içinde mahkemeler kurarak kendilerini sorguya çektiğini ifade ediyor. Sakallı ve başörtülü olmalarına rağmen sistemin düşmanı gibi gösterildiklerini, oysa vatan ve millet için her şeyi feda edebilecek insanlar olduklarını söylüyor.
İnce, Cumhuriyet Üniversitesi'nde devam edemeyince Elazığ, Diyarbakır, Trabzon ve Samsun'a gittiğini ancak her seferinde reddedildiğini anlatıyor. Sabah "olabilir" denilen staj için öğleden sonra "olamaz" cevabı aldığını belirtiyor. Peşine bir ajan takıldığını ve sürekli takip edildiğini söylüyor. Azerbaycan'a gittiğinde bile takip edildiğini, oturduğu yerde gazete okuyarak kendisini izleyen birini net gördüğünü aktarıyor.
Türkiye'de staj yeri bulamayınca Almanya'ya gitmek zorunda kaldığını belirten İnce, orada bir yıl boyunca 7 stajı en iyi sonuçlarla bitirdiğini söylüyor. Tercüme ettirip getirdiği staj belgelerini dönemin dekanının kabul etmediğini anlatıyor: "Senin hakkında soruşturma açılmış, sana tutanak tutulduğu için o stajını iptal ediyoruz. Sen geleceksin ve bu stajı tekrar alacaksın."
"1990'lı yıllarda almam gereken diplomamı 2009 yılında ancak alabildim. Yani 19 yıl sonra" diyen Dr. İnce, bu süreçte uzmanlık, öğretim üyeliği ve laboratuvarda çalışma hayallerinin perişan edildiğini ifade ediyor. 2011'de memleketi Şanlıurfa'da göreve başladığını, daha sonra Gaziantep'e geldiğini ve halen Gaziantep Şehir Hastanesi'ndeki doktorluk görevine devam ettiğini sözlerine ekliyor.