Maya Okulları Rehberlik Koordinatörü Duygu Kervan Alver, kontrolsüz teknoloji kullanımının çocukların gelişimi üzerinde derin etki bıraktığını söyledi. Tabletlerin "susturucu", telefonların ise "dijital emzik" olarak kullanıldığı bu yeni çağda, velilerden en çok duyulan şikayetin "çocuğum odaklanamıyor" olduğunu belirten Alver, ekrandaki saniyelik geçişlere ve hızlı uyaranlara alışan beynin, sınıftaki öğretmenin sesini veya kağıt üzerindeki bir problemi "sıkıcı" bulduğunu ifade etti.
"Çocuk aslında tembel değil, beyni o kadar yüksek dopaminle beslenmiş ki, normal hayatın temposu ona çok yavaş geliyor" diyen Alver, sınıfta oturan ama zihni hala en son izlediği videonun hızında olan bir nesilden bahsediyor. Bu durumun akademik başarıdan ziyade, 'zihinsel bir gürültüye' yol açtığını vurguladı. Ekranın çocuğa istediği her şeyi anında verdiğini, gerçek hayatın ise sabır gerektirdiğini söyleyen Alver, ekranın bir rüşvet olarak kullanılmasının çocuğun duygusal regülasyon becerisini elinden aldığını kaydetti.
Oyunun, çocuğun hayata hazırlık provası olduğunu belirten Alver, kontrolsüz teknolojinin çocuğu yalnız bir tüketiciye dönüştürdüğünü söyledi. Akranıyla çatışma çözmeyi, paylaşmayı, yenilmeyi bilmeyen bir nesil yetiştiğini ifade eden Alver, "Ekranda yenilince 'tekrar başlat' tuşu var ama arkadaşlıkta o tuş yok" dedi. Sosyal ipuçlarını okuyamayan, empatiden uzak ve en ufak bir sorunda fiziksel şiddete veya içine kapanıklığa başvuran bir neslin yetiştiğini belirtti.
Günümüz çocuklarının en büyük kaybının 'can sıkıntısı' olduğunu vurgulayan Alver, "Beceri, can sıkıntısının hemen arkasında bekler" dedi. Çocuk sıkıldığında bir oyun kurguladığını, bir nesneye anlam yüklediğini ve hayal kurduğunu söyleyen Alver, hazır paketlenmiş eğlence sunan ekranların ise zihinsel kasları tembelleştirdiğini ifade etti. Kendi kendine oyun kuramayan, elindeki bir oyuncakla 10 dakika vakit geçiremeyen, sürekli dışarıdan bir uyarana ihtiyaç duyan bir neslin, özgün düşünme kabiliyetini de kaybettiğini belirtti.
Alver, eve girildiği an telefonların ortak bir kutuya bırakılmasını, çocuğun ebeveyninin yüzünü ekranda değil karşısında görmesi gerektiğini söyledi. Çocuğun 'sıkıldım' feryadına hemen tabletle yanıt verilmemesi gerektiğini belirten Alver, "Bırakın sıkılsın, o boşlukta bir resim yapmaya veya kitap karıştırmaya yönelecektir" dedi. 'Birazdan kapat' demek yerine kum saati veya zamanlayıcı kullanılmasını öneren Alver, çocuğun sürenin somut olarak bittiğini görmesi gerektiğini vurguladı. Akşam yemeği masası ve uykudan önceki son bir saat asla ekrana dokunulmaması gerektiğini söyleyen Alver, kaliteli uykunun ertesi günün okul başarısı ve hırçınlığın azalması için şart olduğunu belirtti. Geleceğin 'değer bilen' çocuklarını yetiştirmek için onlara bir ekran değil, bölünmemiş bir 'an' ve kaliteli bir zaman dilimi borçlu olduğumuzu sözlerine ekledi.