Bilecik'in Osmaneli ilçesinde yaşayan Emine Uysal, KOSGEB'e başvurma kararını aldığında eşinden "Böyle bir şey olamaz, boşuna gidiyorsun" sözünü duydu. Ancak o, bu sözlere aldırış etmedi ve tek bir dikiş nakış makinesiyle iş hayatına adım attı. Yıllar içinde gösterdiği azim, onu kendi işinin patronu yaptı.
Emine Uysal, el becerilerinin ilkokul yıllarında ortaya çıktığını anlatıyor: "Tenefüslerde arkadaşlarım oyun oynarken, ben sıranın üstünde sargı ve kanaviçe işlerdim." İstanbul'daki tekstil fabrikalarında mesleği öğrendikten sonra memleketi Osmaneli'ye döndü. İlk makinesini, el işi yapıp dantel örerek kazanmanın mutluluğunu yaşadı: "Artık bir makinem vardı, bu işi yapabilecektim."
KOSGEB'e yaptığı başvuru sırasında eşinin kendisiyle dalga geçtiğini söyleyen Uysal, devlet desteğinden duyduğu memnuniyeti dile getirdi. "Allah devletimizden razı olsun, bayan girişimcilere çok güzel bir kapısı var" diyen Uysal, bir makineden başlayıp şu an 6 makineye ve bir çeyiz mağazasına sahip oldu. Çocuklarını kendi emeğiyle büyüttüğünü ve hiç kimseye muhtaç olmadığını vurguladı.
Küçük bir dükkandan başlayan işini büyüten Uysal, aynı emekle ikinci bir iş yeri daha açtı. Tüm kadınlara seslenerek, "'Ben yapamam' demesinler, gerçekten insan isteyince yapıyor" mesajını verdi. Ona göre, kadınlar istediklerinde başarabiliyor.
Emine Uysal'ın şu anki en önemli uğraşı, eski el işlerini köylerden toplayıp modernize ederek yeni nesil çeyizlere taşımak. Gençlerin pek ilgi göstermediği bu geleneksel işleri, günümüz salon masalarına uygun örtüler haline getiriyor. "İğne ucuyla kuyu kazmak gibi" diye tarif ettiği bu mesleğin nesli tükenmekte olan bir sanat olduğunu söylüyor. Amacı, bu tarihi değerleri günümüze taşımak ve kullanılabilir hale getirmek.